‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Moğolistan Devlet Üniversitesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü paydaşlığında düzenlenen ‘Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu’ resmi törenle başladı.
“Dil, Tarih, Arkeoloji ve Türk Dünyası” temasıyla Moğolistan’ın yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen uluslararası araştırmacıların da konuk olduğu sempozyumun açılışına, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, Moğolistan Ankara Büyükelçisi Gombosuren Munkhbayar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Moğolistan İle Akademik İlişkilerimiz Üst Seviyelerde
İki gün boyunca farklı oturumlar ile Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen bilim insanı ve araştırmacıların Türk ve Moğol kültürel mirasına ilişkin değerlendirmelerde bulunacağı sempozyumun açılışında İKÇÜ’ye misafir olan tüm katılımcılara seslenen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türkiye ve Moğolistan ilişkilerinin 2004 yılında kapsamlı ortaklık seviyesine çıkarıldığını hatırlattı. Prof. Dr. Köse, “Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Moğolistan Cumhurbaşkanı Sayın Khurelsukh Ukhnaa ile 55’inci yıla özel; Bakanlıklarımız ve kurumlarımız arasında eğitim, çevre, gençlik ve spor, enerji, ulaştırma gibi muhtelif alanlarda iş birliklerine imza atıldı. Bu ortaklığın ülkelerimize, ata yurdumuz olan Orta Asya'ya ve dünyaya hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu kapsamda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak, Moğolistan Milli Üniversitesi ile kurduğumuz bağ ile çok önemli misyonlar üstlendiğimizi düşünüyorum. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile 2018 yılında imzalanan ilk iş birliği protokolü ile başlayan yolculuğumuzda üniversite olarak Moğolistan ile akademik ilişkilerin mümkün olduğu kadar üst seviyelere çıkarılması için önemli adımlar attık. Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü kurarak akademik alt yapısını oluşturduğumuz ilişkilerimiz Türk ve Moğol dil, tarih ve kültürleri üzerine gerçekleştirilen ortak bilimsel araştırmalara, etkinliklere ve her türlü akademik iş birliğine zemin hazırladı. Bu önemli çalışmalara bugün de şahit olduğumuz ve iştirak ettiğimiz sempozyumumuzla devam etmekteyiz. Moğolistan Milli Üniversitesi ile Eski Türkçe ve Mongolistik; Moğolistan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Modern Türkiye Tarihi alanlarında ortak diplomalı yüksek lisans programlarımıza 2026-2027 öğretim yılında öğrenci alarak aktif hale getireceğimizin de müjdesini vermek istiyorum. Bu programlarla akademik iş birliklerimizi en üst seviyeye çıkarmış olacağız” diye konuştu.
Kültür Değerlerimizin İzini Aramaya Devam Edeceğiz
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve TİKA ortaklığında, İKÇÜ’nün bölgede çok sayıda çalışma yaptığını ve iki ülke arasındaki ortak kültürel mirasa önemli katkılarda bulunduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, Türk tarihinin en eski yazıtlarının bulunduğu Orhun bölgesinden dünya mirasına önemli eserleri kazandırıldığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Köse, “Huzurlarınızda Sayın Bakanımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Zira bizim orada çalışmalarımız başlamadan önce emin olunuz Bilge Kağan ve Tonyukuk anıt külliyelerindeki kazılar dışında ülkemiz adına yürütülen başka bir çalışma yoktu. Halen de bölgeye yönelik en etkili ve verimli çalışmaları biz yürütüyoruz. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin bundan sonraki hedefi mevcut ilişkileri daha ilerilere taşımak, dost ve kardeş ülke Moğolistan ile her alanda çalışmalar yapmaya devam etmektir. Burada ismini gururla zikredeceğim Moğolistan Cumhurbaşkanlığı tarafından ilk kez bir Türk akademisyene verilen "Dostluk Madalyası” sahibi ikili ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Şaban Doğan Hocamız ve çok değerli bölüm hocalarımıza özel bir teşekkürümü ifade etmek isterim. Çünkü akademi dünyasının sağlam ilişkiler kurması, ortak çalışmalar içinde yer alması ülkelerin stratejik yakınlaşmalarında, diplomatik, tarihî, kültürel ve sosyal bağları güçlendirecek, gelecekte daha güçlü dostluk ilişkisi bu sayede kurulmuş olacaktır. Moğolistan halkı için ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizin Bakanlığımız ve dolayısıyla TİKA aracılığıyla gerçekleştirdiği kalkınma iş birliği faaliyetleri de bu sürece önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. Bu sempozyumun sonuçlarının iki ülke dostluğuna ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlamasını temenni ediyorum” Bu çalışmalarda paydaşımız olan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsüne, Moğolistan Milli Üniversitesine ve TİKA’ya kalbi şükranlarımı sunuyorum. Emek veren tüm hocalarımızı yürekten tebrik ediyorum. Uzun ve köklü bir geçmişe dayanan, kültürlerin beşiği Moğol tarihi ve Orhun Bölgesi kadim Türk toplumunun kültürel değerlerinin izlerini birlikte aramaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bağımız Akademik İş Birlikleriyle Daha da Güçleniyor
Moğolistan Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal da Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihsel ve kültürel bağların akademik iş birlikleriyle daha da güçlendiğine dikkat çekti. Sempozyumun bu ortak mirasın bilimsel zeminde ele alınması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, “Moğolistan Devlet Üniversitesi olarak öğrenci değişimi, ortak araştırma projeleri ve akademik iş birliklerine büyük önem veriyoruz. Bu süreçte Ortak Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü’nün kurulması ve Prof. Dr. Şaban Doğan’ın katkıları bizler için son derece kıymetlidir” dedi. Moğol araştırmalarının yalnızca dil, tarih ve kültürle sınırlı kalmadığını, son yıllarda toplum, ekonomi, siyaset ve hukuk gibi çağdaş alanları da kapsayacak şekilde genişlediğini belirten Prof. Dr. Ochirkhuyag Bayanjargal, bu alanda merkezler arası iş birliğinin arttığını ve nitelikli bilimsel çalışmalar için uygun bir ortam oluştuğunu söyledi. 2026 yılında yapılacak 13. Uluslararası Moğol Araştırmaları Kongresine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Bayanjargal, “Dünya çapında Moğol araştırmaları buluşturacak, alanındaki en kapsamlı bilimsel toplantılardan biri olacak bu kongreye siz değerli araştırmacıları bildirileriyle katılmaya davet etmekten onur duyuyorum. İKÇÜ’deki organizasyonda emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum ve sempozyumun ve akademik çalışmaların verimli geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
2026 Dönüm Noktası Olacak
Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün yurt dışı odaklı çalışmalarına ve Türk–Moğol kültürel mirasına yönelik iş birliklerine dikkat çeken Enstitü Başkanı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, 2026 yılının ortak çalışmalar açısından önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Genç bir ekip olarak ilk etkinliklerini Türk ve Moğol Kültürel Miras Araştırmaları Sempozyumu ile gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Doğan, bu organizasyonun kendileri için özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Enstitünün kuruluş amacı ve devam eden çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Doğan, “Enstitü olarak özellikle yurt dışında arkeolojik çalışmalar yapmak üzere kurulmuş bir teşkilatız. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor. Son yaptığımız temaslarla birlikte beş ülkede 2026 yılı için görüşmeler yürütüyoruz” dedi. Yurt dışındaki arkeolojik faaliyetlerin somut adımlarla ilerlediğini aktaran Boğan, “Beş ülkede 12 farklı arkeolojik çalışmamızın temelleri atıldı. 2026 yılı içerisinde arkeoloji çalışmalarımız yurt dışı odaklı olarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Yurt içindeki faaliyetlere de değinen Prof. Dr. Boğan, “Yurt içinde özellikle arkeoloji ve kültürel miras alanlarında bilimsel etkinlikler ve yayın faaliyetleri ile kendimizi göstermeye, bu alanlarda görünür olmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Sempozyumun kurumsal iş birlikleri açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Boğan, etkinliğin enstitünün son dönemdeki çalışmalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Bu etkinlik, enstitümüzün son evrişim çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz ve paydaşı olduğumuz bir etkinliktir” dedi. Dünyanın farklı bölgelerinden, Türk dünyasından ve Moğolistan’dan gelen akademisyenlere teşekkür eden Doğan, sempozyumun başarılı geçmesi temennisinde bulundu.
Ortak Bir Kültürel Hafızaya Sahibiz
Düzenleme Kurulu adına konuşan İKÇÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Ceritoğlu ise Türk ve Moğol halkları arasındaki tarihî ve kültürel ilişkilerin köklü geçmişine dikkat çekerek bu ortak mirası bilimsel olarak ele almaktan memnuniyet duyduklarını aktardı. İki toplumun tarih boyunca iç içe yaşadığını belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, bu birlikteliğin ortak bir kültürel hafıza oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ceritoğlu, “Tarih bilimi bizlere Türkler ile Moğolların birbiriyle ilişkilerini tarihin en eski milletlerinin iki unsuru olarak öğretmiştir. Tarihî süreçte Türklerin kurduğu devletlerde Moğollar, Moğolların kurduğu devletlerde ise Türkler; devletin çeşitli makamlarında yönetici olarak görev yapmış, halkı olarak, vatandaşı olarak yaşamıştır” dedi. Ortak yaşam kültürünün bilgi birikiminde benzerlikler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ceritoğlu, “Bu birlikte yaşama sürecinde Türk, Moğol’un bildiklerini; Moğol da Türk’ün bildiklerini öğrenmiştir. Böylece millet olarak sahip olunan bilgilerin adlandırılmalarında ortaklıklar oluşmuştur” ifadelerini kullandı. Kültür kavramına da değinen Prof. Dr. Ceritoğlu, ortak bilgi birikiminin millet olma sürecindeki rolüne işaret ederek, “Toplumu millete dönüştüren ve millet olarak var olmasını sağlayan, soyut veya somut varlıklar ve durumlarla ilgili ortak bilgi birikimi, esasen kültür teriminin basitçe bir tanımıdır” diye konuştu. Sempozyumun kapsamı hakkında bilgi veren Ceritoğlu, “Bu sempozyumda Türk’ün Türk, Moğol’un da Moğol kimliği olarak geçmişten günümüze var olmasını sağlayan ortak bilgi birikimleri; Türkiye, Moğolistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen, farklı disiplinlere mensup 36 katılımcının sunacağı bildirilerle ele alınacaktır” dedi. Konuşmasının sonunda sempozyumun amacını özetleyen Prof. Dr. Ceritoğlu, “Türkler ile Moğolların millî kimliklerinin var olmasını sağlayan ortak kültürel bilgileri tespit edip değerlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullanarak, sempozyumun verimli geçmesi temennisinde bulundu.
Açılış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçildi.