İKÇÜ SBBF’den “Antik Çağ Filozoflarından Psikolojiye” Söyleşisi
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi tarafından “Antik Çağ Filozoflarından Psikolojiye” konulu söyleşi düzenlendi
Fotoğraf- Efe Polat & Emir Ali Bülbül
İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nin, Psikoloji Topluluğu ve Türk İslam Arkeolojisi Topluluğu’nun katkılarıyla düzenlediği etkinlik, Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda gerçekleşti. İnsanın anlam arayışını, psikolojinin antik çağ filozoflarındaki köklerine inerek takip etmeyi amaçlayan söyleşide Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ile Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğe Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Ruhi Can Alkın ve Dr. Öğr. Üyesi Ceren Pilevneli Çubuk ile akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, “Fakülte olarak, birçok farklı alanda çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Ulusal ve uluslararası düzeyde önemli işbirliklerine imza atıp; kongreler, konferanslar, seminerler ve paneller düzenliyoruz. Yaptığımız bilimsel yayınlar, yayınladığımız kitap ve makaleler, ortaya koyduğumuz projelerle çok ciddi bir üretim süreci içerisindeyiz. Ben, bu süreçte emeği geçen bütün hocalarıma ve öğrenci arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sizlerle iyi bir noktaya geldik. Bundan sonra da başarı ivmemizin daha da yükseleceğinden ve fakültemizi hep birlikte layık olduğu noktaya taşıyacağımızdan şüphem yok. Bizler, fakülte olarak disiplinlerarası çalışmaların ne kadar önemli ve özel olduğunu farklı etkinliklerle gösterdik. Fakültemizin her bir bölümü multikültürel çalışmalarla fark yaratmaya devam ediyor. Bu, bizim açımızdan son derece önemli. Bugün, örnek bir etkinlikle daha karşınızdayız. Bu anlamlı program için kıymetli katılımcılarımıza huzurlarınızda tekrar şükranlarımı sunuyor, toplantının verimli olmasını temenni ediyorum” dedi.
Felsefenin Arka Planında Devasa Bir Teknik ve Bilimsel Miras Var
Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanlığını da yapan Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy, felsefenin sadece soyut bir düşünce eylemi olmadığını; arkasında devasa bir teknik ve bilimsel miras yattığını vurguladı. Sümer tapınakları olan ziggurat ve Mısır piramit örneklerini gösteren ve bu yapıları inşa etmenin matematik, jeoloji, inşaat teknolojisi, astronomi gibi birçok bilgiyi gerektirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ersoy, “Bu bilgiler, insanoğlunun yerleşik hayata geçmesinden sonra, 6 bin yıl boyunca birikti ve filiz vermesi ve bize ulaşması da ancak yazının icadıyla söz konusu oldu” dedi. Burada üretilen bilginin düşünceye de zemin hazırladığını dile getiren Prof. Dr. Ersoy, bu bilginin Anadolu’ya ve Batıya doğru transferinin deniz ticaret yoluyla; gemilerle, tüccarlarla ve gezginlerle gerçekleştiğini söyledi. Prof. Dr. Ersoy, deniz kavimlerinin doğuya doğru yaptıkları göç hareketlerinin yarattığı kültürel zenginliğin; Ortadoğu’da, Mısır’da ve Mezopotamya’daki kentlerde toplanan bilginin deniz rotaları üzerinden Efes, Milet gibi Batı Anadolu topraklarına ulaştığını ve felsefenin ilk ortaya çıktığı yer olan İyonya’da bir düşünce ve kültür atmosferi oluşturduğunu belirtti. Yunan ve Roma dininin iki kurucusu, iki büyük ozan Homeros ve Hesiodos’un; 7 bilgeler olarak adlandırılan Miletli Thales, Atinalı Solon, Spartalı Khilon, Lindoslu Kleobulos, Midillili Pittakos, Prieneli Bias ve Korintli Periandros’un; Anaksimandros, Pisagor ve Herakleitos gibi filozofların çoğunun ya Anadolu topraklarında yetiştiğini ya da Anadolu kökenli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ersoy, arkeolojik buluntular üzerinden insanın anlam arayışına özgü düşünce atmosferinin transfer sürecini özetledi.
Amaç: Hayata Anlam Vermek
En eski çağlardan beri dinlerin, kültürlerin ya da filozofların insanı farklı potansiyelleri; değerleri, tutumları, ilgileri, duyguları ve düşünceleri olan bir varlık olarak ele aldığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Şahin, “Bütün bu ilgilerin temel bağlamı ‘hayata anlam vermek’ olarak ortaya çıkıyor. Bu hayatta ben niye varım? gibi bir soru üzerinden insanı anlamaya çalıştığımızda ise yolumuz tabii ki Sokrates’e, Platon’a, Aristo’ya ve diğer birçok filozofa çıkmış oluyor. Psikoloji biliminin ortaya çıkışı yeni olsa da, Antik Çağdaki düşünce boyutuna bakıldığında; insanın daha iyi olmasına, yaşama tutunmasına, daha erdemli bir hayat yaşamasına ilişkin düşünceleri burada görüyoruz. İnsan öyle bir varlık ki, bir şey yapmaya şartlandırıldığında, yaptığı şeyin ve kendisinin nasıl baskılandığının bile farkında değildir. İnsan bu baskıdan ve şartlanmalardan ancak farkındalıkla ve öz şefkatle çıkarak özgün bir birey olur. Zaten bu filozoflar, hayata anlam veren bir birey olarak insanın, kendine ve insanlığa bir sunuları olmasını amaçlıyor. Antik Yunan filozoflarının ‘İnsan kimdir?’, ‘İnsan kendini nasıl tanır?’, ‘İnsan nasıl davranır?’, ‘İnsan nasıl duygulanır’ ve ‘İnsan evrene nasıl ulaşır’ gibi soruları farklı biçimlerde sorduklarını ve bu sorulara yanıt aradıklarını görüyoruz. Biliyorsunuz, Delphi’deki Apollon Tapınağının girişinde ‘Kendini Bil’ yazıyor. Bu sözün o kadar derin bir anlamı var ki; ben bu sözde insanın hem kendi varlığını sahiplenmesi hem de yaşama bir mana bırakması şeklinde ikili bir anlam arayışını görüyorum” ifadelerini kullandı. Sokrates’in ‘Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez’ sözü üzerinden akıl, irade ve arzular arasındaki dengeye dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, Platon ve Aristoteles’in insan ve varlık anlayışı ile psikoloji biliminin temel konu ve alanları arasında bağlantılar kurarak derinlemesine bilgiler paylaştı.
Etkinlik, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.