İKÇÜ’de İnsan ve Etik İlişkisi Tartışıldı

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “İnsan ve Etik” konulu konferansta insan ve etik ilişkisi derinlemesine ele alındı

Haber- Elif Sude Sarıkaya

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Tepe tarafından verilen konferansa Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yıldız Karagöz Yeke ile Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Pakize Arıkan Sandıkçıoğlu,  akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Konuşmasına, ahlak ve etik kavramları arasındaki ayrımı açıklayarak başlayan Prof. Dr. Tepe, “Biz, ahlak ile etiği birbirinden ayırma eğilimindeyiz. Çünkü ahlak dediğimiz şey, genellikle belli bir yerde ve zamanda geçerli olan ve mekana ve zamana göre değişebilen değer yargılarını ifade ediyor.  Yani İzmir’de kadın-erkek ilişkilerinde hangi ahlaki ilkeler geçerli, Urfa’da ya da Stockholm’de hangileri geçerli gibi sorular, felsefenin konuğu ettiği bir şey değil. Ancak etik kavramı, değişmeyen ilkeleri konu alır. Bunlar mekana ve zamana göre değişmeyen ilkelerdir. Örneğin saygı böyle bir şeydir. Sosyal konumu, statüsü ne olursa olsun her insan saygı görmeyi bekler ve bu ne Perulu için değişir ne Arnavut için ne de Türkler için. Dolayısıyla, etik kavramı ile biz bu ortak ve değişmeyen şeyleri arıyoruz. Etiğin nesne edindiği şeyler bunlardır” dedi.

İnsan ve etik ilişkisi üzerine derinlemesine bilgiler paylaşan Prof. Dr. Tepe, insanı biyolojik ve tinsel bir varlık olarak gören, birbiriyle çatışan iki farklı insan anlayışı olduğunu dile getirerek, “İnsanı; yeme, içme, cinsellik gibi biyolojik özellikleriyle anladığınızda aslında o, biyolojinin alanına giren, canlılar basamağının bir üyesidir. Eğer insan yalnız biyolojik bir canlıysa, burada etikten bahsetmenin bir anlamı yok. Evdeki kedinize, köpeğinize etik davranmayı öğretiyor musunuz? İkinci görüş ise, insanı yalnızca çok genel anlamda değerleri olan manevi ve tinsel bir varlık olarak görüyor. İnsan aslında, ne yalnızca biyolojik ne de tinsel bir varlıktır. İnsan, iki yanı da olan kültürel bir varlıktır” diye konuştu.

İnsanın biyolojik ve tinsel yanı arasındaki ilişkinin Platon’dan bu yana felsefenin konusu olduğunu anlatan Prof. Dr. Tepe, bu ilişkinin en açık yanıtının insanı ikili bir varlık olarak gören Kant’ta bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Tepe, “İnsan bir yandan doğa varlığıdır diyor Kant, yani diğer tüm canlı ve cansız varlıklar gibi doğa yasalarına tabidir. Benim büyümemle, gelişmemle ya da yaşlanmamla bir kedinin büyümesi, yaşlanması arasında hiçbir fark yoktur. Doğa yasası insanın davranışlarını belirler. Yani suyu bırakırsam yere düşer, bir insanı da bırakırsanız pencereden, o da yere düşer. Doğa yasasına bağlıyız. Yerçekimi kanununa tabiyiz. Ama bir de Kant ikinci bir yasadan söz ediyor. İnsanda aynı zamanda bir akıl var. Akla sahip bir varlık olarak, akıldan gelen bir yasa yaratmış. Bu yasayı ahlak yasası olarak adlandırıyor. Ahlak yasası ise, yaptığımız her şeyin temelinde bir şeyi gerçekleştirmek isteminin dayandığı ilkedir. Kant, bu ilkenin genel geçer, herkesi için geçerli bir istemini ortaya koyuyor. Kant diyor ki, bu ilkenin genel geçer olmasını isteyebilir misiniz? Yani ahlak yasası dediği şey bu” dedi.

Program, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.