Dil ve Anlam İlişkisi İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde Tartışılıyor
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ile İzmir İl Müftülüğünün düzenlediği III. Dil, Din, Düşünce ve Yorum Sempozyumu başladı. İki gün sürecek sempozyumda, farklı disiplinlerden araştırmacılar 59’u yüz yüze, 75’i çevrim içi olmak üzere toplam 134 tebliğ sunacak.
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile İzmir İl Müftülüğü iş birliğinde düzenlenen III. Dil, Din, Düşünce ve Yorum Sempozyumu, “Dil ve Anlam: Düşüncenin Kurucu Unsurları” temasıyla başladı. Farklı disiplinlerden akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getiren sempozyumda, dilin düşünceyi şekillendirmedeki rolü, dinî metinlerin anlaşılması ve yorumlanması ile dil ve anlam ilişkisinin farklı boyutları ele alınıyor.
Dr. Öğr. Üyesi İhsan Sütşurup’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan açılış programında, Sanat ve Tasarım Fakültesi ile İlahiyat Fakültesinden öğretim elemanlarının ve yüksek lisans öğrencilerinin katılımıyla tasavvuf müziği dinletisi sunuldu. Programa İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı, İzmir İl Müftüsü Dr. Mevlüt Haliloğlu, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayri Erten, Çiğli İlçe Müftüsü İhsan Yeğen, Sempozyum Koordinatörü Doç. Dr. Coşkun Baba, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bozkurt, edebiyat eleştirmeni ve yazar Ömer Lekesiz ile akademisyenler ve araştırmacılar katıldı.
Bilimsel Üretimde Türkçenin Önemi
Açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı, bilimsel yayınlarda İngilizcenin önemli bir yeri olduğunu ancak Türkçenin de aynı ölçüde önemsenmesi gerektiğini belirtti. Türkçeyi doğru ve etkili kullanmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Balcı, akademisyenlerin bilimsel çalışmalarında da bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Üniversitelerde üretilen bilginin insanlara ulaşmasını önemsediklerini ifade eden Prof. Dr. Balcı, akademik çalışmaların toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermesinin ve insanların hayatına dokunarak fayda sağlamasının üniversiteler için önemli bir başarı olduğunu dile getirdi.
Dilin Anlam Dünyamızdaki Yeri
İzmir İl Müftüsü Dr. Mevlüt Haliloğlu, dil, din, düşünce ve yorumun insanın anlam dünyasını şekillendiren temel kavramlar olduğunu belirtti. Dilin hakikati anlatmada, bilgiyi paylaşmada ve insanlar arasında gönül bağı kurmada önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Dr. Haliloğlu, dinî metinlerin anlaşılması ve yorumlanmasında vahyin rehberliğiyle birlikte bilgi, ilmî yöntem, delil ve bağlamın gözetilmesi gerektiğini vurguladı. İlmî tartışmalarda sözün içeriği kadar ifade biçiminin de önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Haliloğlu, nezaketin ve kardeşlik hukukunun korunması gerektiğini söyledi. Sempozyumun dinî metinlerin anlaşılmasına ve düşünce geleneğinin gelişmesine katkı sunacağını belirterek üniversite ile din hizmetleri arasındaki iş birliğini de güçlendireceğini ifade etti.
Farklı Disiplinlerin Ortak Düşünce Zemini
İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayri Erten, üçüncü kez düzenlenen sempozyumun gelenekselleşen bir akademik buluşmaya dönüştüğünü belirtti. Dilin insanın düşünce dünyasını şekillendiren temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erten, düşüncenin oluşmasında ve ifade edilmesinde dilin taşıdığı öneme değindi. Sempozyumun klasik Arap dil bilimindeki lafız ve mana ilişkisinden yapay zekâ çağında dinî otorite tartışmalarına kadar geniş bir konu yelpazesini kapsadığını aktaran Prof. Dr. Erten, farklı disiplinlerden araştırmacıların bir araya gelmesinin yeni değerlendirmelere ve akademik iş birliklerine zemin hazırlayacağını dile getirdi. Sempozyum Koordinatörü Doç. Dr. Coşkun Baba ise dilin düşünceyi kuran, anlamı şekillendiren ve yorumu mümkün kılan temel bir unsur olduğunu ifade etti. İki gün boyunca gerçekleştirilecek sunumların, müzakerelerin ve karşılıklı değerlendirmelerin yeni araştırma sorularına ve ortak çalışmalara vesile olmasını beklediklerini belirten Doç. Dr. Baba, oturumlarda karşılıklı saygı ve dikkatli bir müzakere anlayışının önemine işaret etti. Doç. Dr. Baba, hazırlık sürecinden oturumların yürütülmesine kadar organizasyonun her aşamasında görev alan ekibe teşekkür etti.
Yerel Dillerin Düşünceye Katkısı
Açılış konuşmalarının ardından, Rektör Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın yönettiği açılış oturumuna geçildi. Oturumda Prof. Dr. Ömer Bozkurt ile edebiyat eleştirmeni ve yazar Ömer Lekesiz; dil, anlam ve düşünce ilişkisini farklı yönleriyle değerlendirdi.
Prof. Dr. Ömer Bozkurt, “yerel evrenselleşme” kavramı çerçevesinde farklı dillerin ve kültürlerin düşünce dünyasına sunduğu zenginliği değerlendirerek yerel birikimlerin bilimsel üretime katkısına dikkat çekti. Küreselleşmenin farklılıkları tek tipleştirme riski taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt, yerel dillerin kavram, deyim ve anlam zenginliğinin korunması gerektiğini belirtti. Bu birikimin evrensel düşünceye katkı sunabilmesi için yerel dillerin kendi kavramlarıyla bilimsel üretime katılmasının önemini vurguladı. Antik Yunan düşüncesinden Arapçaya ve Türkçeye uzanan kavram aktarımını örnek gösteren Prof. Dr. Bozkurt, diller arasındaki etkileşimin yeni kavramların oluşmasına ve bilimsel literatürün gelişmesine katkı sağladığını ifade etti. Bilimsel üretimin tek bir dilin sınırları içinde yürütülmesinin farklı düşünce biçimlerinin görünürlüğünü azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Bozkurt, yerel birikimlerin korunarak evrensel düşünceyle buluşturulması gerektiğini dile getirdi.
Söz Söylemenin ve Yorumlamanın Sorumluluğu
Edebiyat eleştirmeni ve yazar Ömer Lekesiz; dil, anlam ve yorum ilişkisini İslam düşünce geleneği ve sanat nazariyesi çerçevesinde ele aldı. Söz ile anlam arasındaki ilişkiye değinen Lekesiz, hiçbir kelime veya kavramın hakikati bütünüyle kuşatamayacağını belirterek “Sözün vazifesi anlamı temellük etmek, ele geçirmek değildir. Ona doğru bir kapı açmaktır.” dedi.
İslam düşünce geleneğindeki “ibare” ve “işaret” ayrımını değerlendiren Lekesiz, ibarenin sözü ifade ettiğini, işaretin ise söylenenin ötesindeki anlama yönelttiğini anlattı. Felsefe, şiir, kelam, tefsir, tasavvuf ve edebiyatın farklı ifade biçimlerine sahip olduğunu belirten Lekesiz, bu alanların hakikati anlama ve anladığını ifade etme arayışında ortak bir zeminde buluştuğunu dile getirdi. Dinî metinlerin anlaşılması ve yorumlanmasında dilin taşıdığı sorumluluğa da dikkat çeken Lekesiz, harfin ve kelimenin anlamın sahibi değil taşıyıcısı olduğunu ifade etti. Yorumcunun anlam üzerinde sınırsız bir tasarruf hakkına sahip olmadığını vurgulayarak Kuran-ı Kerîm’i okuma, anlama ve yorumlama çabasının onunla amel etme sorumluluğuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Günümüzde söz ve görüntü üretimindeki artışın anlamı aynı ölçüde çoğaltmadığını söyleyen Lekesiz, insanın sözünün ve kendi idrakinin sınırlarını gözetmesi gerektiğine işaret etti. Konuşmanın, anlamanın ve yorumlamanın bir edebi olduğunu vurgulayan Lekesiz, söz söyleme kabiliyetinin beraberinde sorumluluk da getirdiğini ifade etti.
İki Günde 134 Tebliğ
İki gün sürecek sempozyumda 59’u yüz yüze, 75’i çevrim içi olmak üzere toplam 134 tebliğ sunulacak. Oturumlarda kelam, tefsir, hadis, tasavvuf, felsefe, mantık, psikoloji, edebiyat ve sanatın yanı sıra eğitim, dijital çağ ve yapay zekâ konuları da dil ve anlam ilişkisi çerçevesinde ele alınacak. Sempozyumun farklı alanlardan araştırmacılar arasındaki bilimsel etkileşimi güçlendirmesi, yeni araştırmalara ve ortak çalışmalara katkı sunması hedefleniyor.