DOLAR

44,1906$% -0.08

EURO

50,8551% 0.62

GRAM ALTIN

7.098,74%-0,51

ONS

5.001,86%-0,33

BİST100

12.967,15%-0,96

a

İKÇÜ’de Türk Medeni Hukukuna Göre Yeni Medyada Çocuğun Kişilik Hakları Konuşuldu

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Hukuk Fakültesi,  günümüzün kritik konularından biri olan yeni medyada çocuğun kişilik haklarının korunmasına ilişkin bir seminer düzenledi

Haber- Elif Sude Sarıkaya, İrem Tanış

Yeni medya platformları ve hızla gelişen yapay zeka teknolojilerinin çocukların kişilik haklarını tehdit eder hale gelmesi günümüzün önemli sorunları arasında gösteriliyor. İKÇÜ Hukuk Fakültesi düzenlediği seminerle, Türk Medeni Hukuku çerçevesinde bu önemli soruna odaklandı. Konuyu, yeni medyadaki resim hakkı özelinde ele alan Av. Merve Özaydın, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına, yeni medya ile sosyal medya kavramları arasındaki farka değinerek başlayan Av. Özaydın, yeni medyanın, sosyal medyayı da içine alan daha geniş bir platform olduğunu belirtti. Kişilik kavramının, kişi kavramından çok daha geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu anlatan Av. Özaydın, “Kişilik kavramı, kişi kavramının yanı sıra kişilik haklarını, hak ve fiili ehliyetini, kişisel durumları da içeren; kişinin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesine yönelik olarak verilen haklar ve yükümlülüklerdir. Kişilik hakkı olarak sayabileceğimiz özellikler de, kişinin sağ ve tam doğumuyla kazanılır. Sınırlı sayıda değildir. Günümüzdeki gibi, teknolojinin de gelişimiyle yeni kişilik hakları oluşabilir” dedi.

Çocuğun Yeni Medyadaki Resim Hakkı Özelinde Kişiliğinin Korunması konusunu; yaşam, beden bütünlüğü ve sağlık, şeref ve haysiyet, özel hayatın gizliliği, isim, ses ve resim hakkı bağlamlarında değerlendiren Av. Özaydın, resmin kişiyi diğerlerinden ayıran ve bakıldığında kişinin ayırt edilebileceği tüm görüntüleri içerdiğini, resim hakkı ihlalinde en kabul gören görüşün, sadece kişinin yüzünün görünmesi değil, herhangi bir uzvundan o kişinin ayırt edilmesini içerdiğini aktardı. Çocuğun ergin olmamasından dolayı, sınırlı ehliyetsiz ve tam ehliyetsiz olarak değerlendirildiğini söyleyen Av. Özaydın, yeni medyada çocuğun resim hakkının ihlalini teşkil eden durumları: kişiye ait ve kişinin rızasına aykırı olarak görüntülerin kayıt altına alınması, saklanması, rıza dışı ele geçirilmesi, paylaşılması, kullanılması, fotomontaj gibi tekniklerle işlenmesi şeklinde sıraladı. Av. Özaydın, yapay zeka teknolojisi ile üretilen görüntü ve fotoğrafların da çocuğun resim hakkını ihlal etmesi durumunda, bu kapsamda değerlendirileceğini vurguladı.

Çocuğun resim hakkının ihlaline veliler, çocuğun kendisi ve üçüncü kişilerin sebep olabileceğini anlatan Av. Özaydın, “Çocuklarını dijital ortamın yaygın olduğu dönemde yetiştiren veliler, onların her halini dijital ortama aktarabilmektedir. Velayet hakkı sahibi veli, çocuğuyla ilgili sadece sevgi içeren dini, milli bayramlar ve doğum günleri gibi kutlamalarla ilgili görüntüleri paylaşırsa aslında genel olarak ihlal olmuyor. Hatta, bu teşvik dahi ediliyor. Ancak çocuğun çıplak ya da gülünç görünüş görüntülerinin paylaşılması, onun resim hakkını ihlal edecektir. Hepimizin vardır böyle resimleri. Bu durum, görüntüleri paylaşan kullanıcıya etkileşim sağlarken, çocuğun kişilik hakkını ihlal edici şekilde komik ya da kötü yorumlar yapılmasına da sebep olabilir. Influencer olması sebebiyle tanınan ebeveynin çocuğu, kamusal alanda tanınabilir ve bu paylaşımların çok daha geniş bir kitle tarafından takip edilmesinden dolayı da çocuğun resim hakkı daha yoğun ihlallere maruz kalabilir. Yine, yeni medyada günlük halleri paylaşılan çocuğun, okul hayatında bu hâllerini gören arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalması da gündeme gelebilir” dedi.

Velayet hakkının kullanımında, görevi çocuğun korunmasını sağlamak olan velinin bu görevi yerine getirmediği takdirde, ihlalin niteliğine göre devletin müdahalesinin söz konusu olabileceğini belirten Av. Özaydın, bu müdahalenin de koruma önlemleri alınmasını, çocuğun yerleştirilmesini ve velayetin kaldırılmasını içerebileceğini dile getirdi ve bu süreçte temel ölçütün her zaman çocuğun üstün yararı olduğunu kaydederek, dijital dünyada çocukların korunması için aile, toplum ve devletin birlikte hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.

Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İKÇÜ’de Coşkulu Tıp Bayramı Kutlaması

HIZLI YORUM YAP