DOLAR

47,8422$%0,10

EURO

55,3796%0,31

GRAM ALTIN

6.737,19%0,68

ONS

4.376,50%0,59

BİST100

%

a
admin

admin

07 Ağustos 2026 Cuma

DİĞER YAZARLARIMIZ

İzmir’in Kuzeyinde Teknoloji Üssü Yükseliyor: Technocity İzmir’de İnşaat Süreci Başladı

İzmir’in Kuzeyinde Teknoloji Üssü Yükseliyor: Technocity İzmir’de İnşaat Süreci Başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), araştırma ve girişimcilik odaklı büyüme vizyonunun en önemli yatırımlarından biri olan Technocity İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi projesinde yeni bir aşamaya geçti.

Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulan ve İzmir’in kuzey aksındaki ilk teknoloji geliştirme bölgesi olma özelliğini taşıyan Technocity İzmir’de inşaat öncesi zemin etüdü çalışmaları başladı. Çalışmaları yerinde inceleyen  Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, projenin üniversite, sanayi ve bölge açısından stratejik önemine dikkat çekti. Saha ziyaretinde Prof. Dr. Köse’ye; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nuretdin Memur, Technocity İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu, TTO A.Ş. Müdürü Öğr. Gör. Anıl Baybura, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Yasin Yıldız ile Bilgi İşlem Daire Başkanı Fatih Tunçez eşlik etti. Heyet, Technocity İzmir Genel Müdürü Prof. Dr. Serhat Burmaoğlu’ndan devam eden teknik çalışmalar ve proje takvimi hakkında bilgi aldı.
Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Stratejik Dönüşüm
Technocity İzmir’in üniversite, sanayi ve öğrenciler açısından oluşturacağı katma değere ve bölge açısından üstleneceği stratejik öneme dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, “Yaklaşık 12 bin 500 metrekarelik alanda yükselecek Technocity İzmir; üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirme, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini destekleme hususunda en kritik aktörümüz olacak. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne (İAOSB) komşu konumlanan bu yapı sayesinde akademik bilginin yüksek katma değerli ürün ve hizmetlere dönüşmesini hızlandıracağız. Özellikle teknoloji ihracatı, dijital dönüşüm, yapay zekâ ve yeşil dönüşüm gibi stratejik alanlarda bölgesel ve ulusal kalkınmaya öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bu proje, üniversitemizin bilim, teknoloji ve yenilikçilik alanındaki vizyonunun en somut göstergelerinden biridir” ifadelerini kullandı.
Girişimci Üniversite Kimliğimizi Güçlendiriyoruz
Teknoparkın araştırma, girişimcilik ve istihdam boyutunu değerlendiren Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, “Teknoparkımız öğrencilerimiz için uygulamalı eğitim, staj ve istihdam olanaklarını genişletecek; akademisyenlerimize ise sanayi ile ortak araştırma yürütme, yeni teknolojiler geliştirme ve yenilikçi fikirlerini ticarileştirme fırsatları sunacaktır. Böylece İKÇÜ, ürettiği bilgiyi teknolojiye ve ekonomik değere dönüştüren girişimci üniversite kimliğini daha da pekiştirecektir. Technocity İzmir’in faaliyete geçmesiyle birlikte bilimsel çalışmaların sahaya aktarılması hız kazanacak, öğrencilerimiz için yeni fırsatlar doğacaktır. Ayrıca akademisyenlerimizin ve girişimcilerimizin fikri mülkiyet haklarını ticarileştirmesi ile ulusal ve uluslararası fonlardan yararlanması kolaylaşarak Ar-Ge süreçleri güçlü bir şekilde desteklenecektir” dedi.
Milli Teknoloji Hamlesi’ne Güç Katacak
Technocity İzmir’in üniversitenin bilgi üretim kapasitesini toplumsal değere dönüştürecek stratejik bir ekosistem oluşturacağına işaret eden Prof. Dr. Köse, projenin Türkiye Yüzyılı vizyonu ile Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerine hizmet edeceğini aktardı. Prof. Dr. Köse, ” Bugün proje sahasında yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdik. Süreç planlandığı şekilde ilerliyor. Bu teknoparkla ulaşmak istediğimiz nihai hedef, Milli Teknoloji Hamlesi’ne güç katmaktır. İzmir’in kuzey aksında bugüne kadar benzeri bulunmayan bu teknoloji geliştirme bölgesini inovasyonun, Ar-Ge’nin ve girişimciliğin yeni merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz. Technocity İzmir, yalnızca üniversitemize değil, bölgemizin sanayisine, girişimcilerine ve genç araştırmacılarına da önemli katkılar sunacaktır. Süreçleri büyük bir titizlikle yürütüyoruz. Hedefimiz, bu stratejik yatırımı en kısa sürede tamamlayarak İzmir’in kuzeyinde teknoloji tabanlı kalkınmanın öncüsü olmaktır. Technocity İzmir; inovasyonun, Ar-Ge’nin ve girişimciliğin yeni adresi olacak” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Togu Balık Kazılarından Türk Tarım Tarihini Değiştirecek Keşif

Togu Balık Kazılarından Türk Tarım Tarihini Değiştirecek Keşif
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Moğolistan’da yürütülen arkeolojik çalışmalarda gün yüzüne çıkarılan 14 kilometrelik antik sulama kanalı, Türklerin planlı tarım geçmişini 100 yıl erkene taşıdı.
Tuul Vadisi’nde Dokuz Oğuzlar’a (Uygurları kuran boylar) ait “kayıp kent” Togu Balık’ta heyecan verici bulgulara ulaşıldı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) desteğiyle; Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Moğolistan Bilimler Akademisi ortaklığında sürdürülen kazılarda tespit edilen devasa sulama kanalı ve saray kompleksi, bölgedeki yerleşik yaşam ve üretim tarihine ilişkin bilinenleri değiştirdi.
Maden Kentinden Gelişmiş Tarım Merkezine
Proje Sorumlusu, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan’ın koordinasyonunda 30 kişilik multidisipliner bir bilim ekibiyle sürdürülen kazıların üçüncü sezonunda elde edilen antik buğday tohumları, saray kalıntıları ve boy damgaları; kentin yalnızca bir madencilik ve metalürji merkezi değil, aynı zamanda gelişmiş bir tarımsal üretim şehri olduğunu kanıtladı. Jeoarkeolojik araştırmalar kapsamında gerçekleştirilen 45 sondaj çalışmasının yanı sıra botanik uzmanlarınca yapılan incelemelerde alanda 124 damarlı bitki türü kaydedildi ve geçmişte bölgede ekimi yapılan 4 farklı antik buğday türünün tohumlarına ulaşıldı. Drone destekli saha taramalarında ise Tuul (Tola) Nehir yatağından tarım alanlarına yönlendirilen 14 kilometrelik devasa bir su kanalı şebekesi haritalandırıldı.
Akademik Dünyada Tam Uzlaşı: “Surlar ve Buluntular Türk Dönemini İşaret Ediyor”
Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan, kentin tespit sürecinin 8 yıllık köklü bir araştırmaya dayandığını belirtti. Yazıtlarda ve Çin kaynaklarında adı geçen ancak konumu bilinmeyen kentin tespitiyle ilgili bilgi veren Dekan Prof. Dr. Doğan, “Hermen Denj alanında daha önce Kitan şehri olarak çalışılan noktada anlamlandırılması güç Uygur seramikleri bulunmuştu. Surların Türk dönemini işaret etmesinden şüphelenerek başladığımız kazılarda, saray kalıntısındaki duvar altı buluntularının tamamen Türk dönemine ait olduğunu saptadık. Kitan yerleşimi üzerine çalışan akademisyenlerle bulguları paylaştığımızda, alanın Togu Balık olduğu konusunda bilim dünyasında tam bir uzlaşı sağlandı” ifadelerini kullandı.
Saray Yapısı, Estetik Anlayış ve Sosyal Yaşama Dair Önemli Verilere Ulaşıldı
Kentin güneydoğusunda yer alan surla çevrili saray kompleksindeki yapısal verilere ve mimari niteliklere ilişkin detayları paylaşan Prof. Dr. Doğan, “Saray yapısındaki sütun altlıklarının tamamını ve giriş kapısını ortaya çıkardık. Surların giriş kapısı doğrudan Tola (Tuul) Nehri’ne bakıyor. Surların içerisinde sarayın müştemilatı olan küçük yapılar mevcut. Botanik uzmanlarımız bölgeye dışarıdan getirildiği belirlenen süs bitkisi kalıntıları buldu. Bu durum saray hayatındaki estetik anlayışı gösteriyor. Şehrin imalat kapasitesini anlamak adına yürüttüğümüz çalışmalarda ise seramik, tuğla ve kiremit imalatında kullanılan bir fırın kalıntısı çıkardık. Fırındaki küllü katmanda çok sayıda hatalı imalat ve seramik parçası tespit ettik. Şehri çevreleyen dağlarda yürütülen yüzey araştırmalarında bir kaya yazıtı, çok sayıda petroglif ve boy damgası bulundu. Damgaların Dokuz Oğuz boylarına ait olması kentin kimliğini doğrulamada temel kanıt oluşturuyor. Kent sakinlerinin beslenme alışkanlıklarında küçükbaş evcil hayvan tüketimi öne çıkarken, geyik ve domuz gibi av hayvanlarının da tüketildiği görüldü. Kutlu alanlarda rastlanan yanık kemik parçaları üzerindeki laboratuvar analizlerimiz ise defin gelenekleri ve yakma ritüellerinin tespiti için devam ediyor” dedi.
Modern Tarım Geçmişi Dokuz Oğuzlar’a Uzanıyor
Elde edilen verilerin bozkır ekonomisine dair ezberleri bozduğunu vurgulayan Dekan Prof. Dr. Şaban Doğan, tarımsal üretime dair bulgulara değindi. Prof. Dr. Doğan, “Bu seneki çalışmalarımız ekonominin, şehrin ekonomisinin sadece madenciliğe dayanmadığını ve şehirde ciddi manada tarım yapıldığını da ortaya koydu. Açıkçası ben ilk bulgularda şaşırmıştım. Arkadaşlarımız tahıl tohumlarına ulaştılar. O coğrafyada tarım yapıldığını kanıtlayabilecek nitelikte yine antik dönem buğday tohumları. Ardından arkeolog arkadaşlarımız genelde dronlarla yaptıkları çalışmalarda Tola Nehri’nin yaklaşık 14 kilometre boyunca o tarım yapıldığını düşündüğümüz alanı sulamak maksadıyla suyun yönlendirildiği özellikle su kanalları kalıntılarına ulaştı. Bu çok anlamlı, çok müthiş bir şey. Yani 14 kilometrelik bir su kanalından bahsediyoruz. Tarım alanlarının sulama amaçlı kullanıldığı değerlendiriliyor. Dolayısıyla da biz sadece madencilik değil aynı zamanda tarım da yapıldığını ortaya koymuş olduk. Uygurlarla başlattığımız o çağın modern tarımı aslında Uygurlardan bir 100 yıl daha erkene, onların öncülü olan Dokuz Oğuzlar’a uzanmış oldu” diye konuştu.

Devamını Oku

İKÇÜ’den COP31 Bilim Diplomasısı Hamlesine Tam Destek

İKÇÜ’den COP31 Bilim Diplomasısı Hamlesine Tam Destek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi hazırlıkları kapsamında, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen “COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi Akademik Lansmanı” Ankara’da gerçekleştirildi.

Türkiye’nin iklim diplomasisindeki öncü rolünün ve üniversitelerin küresel çevre politikalarına sunacağı bilimsel katkıların detaylandırıldığı programa; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, YÖK üyeleri, üniversite rektörleri ve sürdürülebilirlikten sorumlu rektör yardımcıları katıldı. Lansman toplantısında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesini Rektör Prof. Dr. Saffet Köse ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu temsil etti.
Üniversitelerimiz COP31 Sürecinin Doğal Paydaşıdır
Programın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirterek, sürecin başarısında akademik bilgi birikiminin kritik rol oynadığını vurguladı.
Bakan Kurum konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “İklim değişikliği ile mücadelede bilim ayağı olmadan başarı mümkün değil. Üniversitelerimizi COP31 sürecinin doğal paydaşı olarak görüyoruz. Asrın inşa seferberliğiyle deprem bölgesinde sıfır atık uyumlu, kendi enerjisini üreten dirençli şehirler inşa ettik. Bölgede yapılan yeni binalarda enerji tüketimini geçmişe kıyasla %39 oranında azalttık.”
Bakan Kurum ayrıca, Londra İklim Eylem Haftası kapsamında uluslararası finans kuruluşları, yatırımcılar ve bilim insanlarıyla bir araya gelerek Türkiye’nin COP31 önceliklerini paylaştıklarını hatırlattı.
208 Üniversitemizle Kurumsal Bir İklim Hamlesi Başlatıyoruz
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel iklim diplomasisinde merkez ülkelerden biri konumuna geldiğini belirtti. İklim çalışmalarını münferit girişimlerden çıkarıp kurumsal bir yapıya dönüştürdüklerini açıklayan Özvar, Türkiye’deki 208 üniversitenin tamamında bir rektör yardımcısının COP31 Koordinatörü olarak görevlendirildiğini duyurdu. Türk üniversitelerinin yeşil dönüşümdeki başarısına dikkat çeken Prof. Dr. Özvar:Türkiye’nin, 2025 GreenMetric Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda ilk 500’de en fazla üniversitesi bulunan ülke olarak dünyada 1. sırada yer aldığını, 198 ülkeden yaklaşık 380 bin uluslararası öğrenci ile Türkiye’nin dünyada ilk altı ülke arasında bulunduğunu ve bu ağın iklim diplomasisi için büyük bir potansiyel oluşturduğunu vurguladı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar konuşmasında üniversitelere; bilimsel çalışmaları COP31 hedefleriyle bütünleştirme, yeni uluslararası akademik ortaklıklar kurma ve genç araştırmacıları sürece dâhil etme çağrısında bulundu.
Üniversiteler İklim Diplomasisinin En Güçlü Bilgi Üretim Merkezleridir
Lansman sonrasında değerlendirmelerde bulunan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, COP31’in yalnızca küresel bir zirve değil, aynı zamanda küresel bilimsel iş birliklerini pekiştirecek stratejik bir platform olduğunu vurguladı. İKÇÜ’nün yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik vizyonunu aktaran Rektör Prof. Dr. Köse, “İklim krizi, yalnızca bir çevre sorunu değil; insanlığın geleceğini şekillendiren varoluşsal bir sınavdır. Bu sınavın üstesinden gelmenin tek yolu, iklim politikalarını katıksız bir bilimsel temele oturtmaktır. İşte bu noktada üniversitelerimiz, iklim diplomasisinin en köklü bilgi ve çözüm üretim merkezleri olarak öne çıkmaktadır. YÖK koordinasyonunda hayata geçirilen bu vizyoner hamle, üniversitelerimizin küresel ölçekteki çözüm ortaklığını tescillemektedir. Bilimsel bilgi paylaşıldıkça çoğalan ve uluslararasında barışçıl güven ortamını tesis eden en nesnel güçtür. İKÇÜ ailesi olarak, yeşil teknolojilerden sürdürülebilir yaşam modellerine kadar yürüttüğümüz yenilikçi çalışmalarla Türkiye’nin COP31’deki küresel liderliğini bilimsel açıdan en güçlü şekilde desteklemeye hazırız” diye konuştu.
Lansmana katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu da COP31 akademik koordinasyon takvimi kapsamında ulusal ve uluslararası paydaşlarla yürütülecek ortak çalışmalara ilişkin temaslarda bulundu.

Devamını Oku

İKÇÜ, 7 TÜBİTAK 1001 Projesiyle Öne Çıktı

İKÇÜ, 7 TÜBİTAK 1001 Projesiyle Öne Çıktı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yürütülen “1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” değerlendirme sonuçlarına göre 7 projesi kabul edilen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) önde gelen üniversiteler arasında yer aldı.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yürütülen “1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı” 2026 yılı 1. dönem başvuru sonuçları açıklandı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), kabul edilen 7 projesiyle bilimsel alandaki başarısını bir kez daha tescilledi.

Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından titizlikle yürütülen değerlendirme süreçlerinin ardından, Türkiye genelindeki 124 farklı kuruluştan toplam 528 projenin desteklenmesine karar verildi.

Desteklenmeye değer bulunan 7 ayrı projesiyle Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında üst sıralarda yer alan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), bu başarıyla Ege Bölgesindeki yükseköğretim kurumları arasında ise ikinci sırada yer aldı.

İKÇÜ’nün araştırma ve proje geliştirme alanındaki istikrarlı performansını gösteren projelerin yürütücülüğünü 6 farklı fakülteden akademisyenler üstlendi. Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinem Ezgi Turunç Özoğlu, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Şen Karaman, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Karakaya, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Şensurat Genç, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Remzi Eker, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mühendislik Bilimleri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Sema Demirci Uzun ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Arş. Gör. Dr. Merve Keskin’in projeleri desteklenmeye değer bulundu.

Devamını Oku

Arş. Gör. H. Enes Balcı’nın Yapımcılığını Üstlendiği Projeye TRT Kısa Film Yapım Ödülü

Arş. Gör. H. Enes Balcı’nın Yapımcılığını Üstlendiği Projeye TRT Kısa Film Yapım Ödülü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Arş. Gör. Hüseyin Enes Balcı’nın yapımcılığını üstlendiği, Yönetmen ve Senarist Abdullah Korkut’un  “Bir Ruhsal Otopsi Denemesi” adlı film projesi TRT Kısa Film Yapım Ödülü’ne layık görüldü.

Türkiye’nin en büyük senaryo geliştirme ve ortak yapım platformu olan ve TRT tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen 12 Punto 2026 kapsamındaki ödüller açıklandı. Toplam 246 kısa metrajlı projenin başvurduğu organizasyonda, bu yıl 7’nci kez verilen “TRT Kısa Film Yapım Ödülü”nü kazanma başarısı gösteren 6 projeden biri de İKÇÜ’lü akademisyenin yapımcısı olduğu eser oldu.

Prestijli İsimlerle Senaryo ve Dağıtım Atölyeleri

İntihar eden hastasının yakınlarıyla görüşmek zorunda kalan bir psikiyatristin hikayesini odağına alan ve çekimlerinin 2027 yılının ilkbahar aylarında İzmir’de gerçekleşmesi planlanan “Bir Ruhsal Otopsi Denemesi” projesi, 12 Punto 2026 haftası kapsamında prestijli isimlerin değerlendirmesine sunuldu. Sinema dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya gelerek yoğun bir eğitim ve geliştirme sürecinden geçen proje ekibi, program kapsamında Cannes Film Festivali Resmi Bölüm Kısa Film Yarışması Seçici Komite Üyesi Wim Vanacker’den senaryo danışmanlığı aldı ve Kısa Film Festivali Dağıtım Direktörü Grégoire Féron ile de film dağıtımı ve festival süreçlerine yönelik atölye çalışmalarını tamamladı. Proje ekibi ayrıca çağdaş İran sinemasının ustalarından Asghar Farhadi ve Rumen Yeni Dalga akımının öncülerinden Cristi Puiu’nun masterclass programlarına da katıldı.

 

Devamını Oku