DOLAR

45,1875$% 0.16

EURO

53,0820% 0.42

GRAM ALTIN

6.715,99%1,91

ONS

4.617,05%1,62

BİST100

14.442,56%0,92

a

Dönüşümün Mimarı Gençler II. Ulusal Öğrenci Kongresi SUBAI 2026’da Buluştu

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Bilim İletişim Ofisi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi koordinasyonunda; Ankara OSTİM Teknik Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi ve öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen “II. Ulusal Öğrenci Kongresi – SUBAI 2026”, akademik dünyayı ve genç araştırmacıları bir araya getirdi.

Yapay zekâdan ikiz dönüşüme, savunma inovasyonundan dijital finansa kadar iş dünyasının geleceğini şekillendiren kritik başlıkları “Yapay Zekâ Çağında Sürdürülebilir İşletmeler” temasıyla odağına alan kongrede, 23 farklı üniversiteden 73 bilimsel bildiri yer aldı.

Kongrenin açılış töreni; İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Devrim Ünay, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sevtap Ünal ve OSTİM Teknik Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı ve Kongre Başkanı Doç. Dr. Hamide Özyürek, çok sayıda araştırmacı, öğrenci ve akademik konuğun katılımıyla yapıldı.

Gençlerin Dönüşüme Dahil Olması Geleceğe Umutla Bakmamızı Sağlıyor

Kongrenin açılış töreninde konuşan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, üç yükseköğretim kurumunun ortak bir amaç etrafında buluşmasının önemine değindi. Kongrenin bir öğrenci organizasyonu olmasının takdiri hak ettiğini belirten Rektör Köse, günümüz dünyasında sadece tek bir alanda uzman olmanın yeterli olmadığını, gençlerin disiplinler arası bir vizyon geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Rektör Köse, “Üniversitemizin ev sahipliğinde düzenlenen ve bir öğrenci organizasyonu olan bu anlamlı kongre, her yönüyle takdiri hak ediyor. İlk olarak, üç önemli yükseköğretim kurumunun ortak çalışma kültürü içinde bu kongreyi hayata geçirmiş olması, kurumsal iş birliğinin gelişmesi açısından çok kıymetli. Akademik hayatın henüz başında olan siz gençlerin bu tür etkinliklerde sorumluluk alması, geleceğe umutla bakmamızın en büyük gerekçesidir. Teknoloji alanlar arası geçişkenliği artırdı. Sizi farklı kılan emin olun bakış açınız olacaktır. Salt kendi alanınızda uzman olmanız artık yeterli değil; diğer disiplinlerin bakışını da kazanmanız bugünün bir gereği. Bu çağ farklılığın ve farklı olmayı pazarlamanın çağı haline geldi. Farklı bakış açılarını bir araya getirerek çok daha güçlü ve kapsayıcı çözümler üretebiliriz. Gençlerin bu dönüşümü tartışması, güçlü Türkiye’nin inşası için bir gerekliliktir” dedi.

Dijitalleşmenin Ahlakı

İçinde bulunulan dönemin değişimden ziyade derin bir “dönüşüm” süreci olduğuna işaret eden Prof. Dr. Köse, dijitalleşmenin ruhuna ahlaki bir çerçeve çizilmesi gerektiğini, sürdürülebilirliğin anahtarının insan odaklı bir yaklaşım olduğunu aktardı. İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, “Çağımız değişim ve dönüşüm çağı. Değişimi yönetmek nispeten kolay olsa da dönüşümü yönetmek çok boyutlu bir yapıya sahip. Bu başlıklar, yalnızca akademik tartışmaların değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal dönüşümün de merkezinde yer alıyor. İşte bu dönüşümde hem geleneği korumak hem de geleceği şekillendirmek başta bilgi ve farkındalık ister. Gelenek demişken dijitalleşmenin ahlakını da hatırlatmak isterim. Zira ahlaki zeminden yoksun, insanı yok sayan bir anlayışın sürdürülebilirliği yoktur ve dünü yok sayarak yarına erişemezsiniz. Görünürdeki başarıların temeli ve dünü yoktur. Dolayısıyla sizlerin kültürümüzden kopmadan yarını inşa etmenize ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

Disiplinler Arası İş Birliği ve Üniversite-Sanayi Güç Birliği

Kongrenin bir öğrenci organizasyonu olmasının altını çizen Rektör Köse, gençlerin farklı disiplinlerden gelen yetkin isimlerle buluşmasının vizyoner bir kazanç olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Farklı disiplinlerden bir araya gelmiş öğrenciler olarak alanınyetkin isimleri ile tanışma imkânı bulacaksınız. Yapay zekânın işletme fonksiyonlarını nasıl dönüştürdüğünü, sürdürülebilirlik ilkelerinin üretim ve tüketim süreçlerine nasıl yön verdiğini, dijital finans ve lojistiğin küresel ticareti nasıl yeniden tanımladığını birlikte tartışacağımız bu platform; aynı zamanda disiplinler arası düşünmenin önemini de bir kez daha ortaya koyacaktır. Bu noktada disiplinler arası iş birliklerinin sektörler arası güç birliğini artıracağını hatırlatmak isterim. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasının ve yenilikçi girişimlerin desteklenmesinin gençlerin katkısı ile şekillenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda düzenlenen kongremizin, yeni iş birliklerine kapı aralayacağına ve somut çıktılar üreteceğine yürekten inanıyorum. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Yenilikçi Fikirlerin Zeminini Gençler İnşa Edecek

İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Devrim Ünay, güncel ve geleceği şekillendiren bir konunun etrafında buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Üniversite olarak bu vizyoner projenin paydaşı olmaktan gurur duyduklarını ifade eden Prof. Dr. Ünay, disiplinler arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Yapay zekâ ve sürdürülebilirlik kavramlarının iş dünyasındaki yeni konumunu özetleyen Prof. Dr. Devrim Ünay, “Bugünün dünyasında sürdürülebilirlik ve yapay zekâ, işletmeler için yalnızca bir tercih değil, aslında bir zorunluluk haline gelmiştir. Gençlerimizin bu alandaki katkıları, geleceğin iş dünyasını şekillendirecek en önemli güçlerden biri olacaktır. Bu tür buluşmaların; bilgi paylaşımını kökleştireceğine, disiplinler arası iş birliklerini güçlendireceğine ve en önemlisi yeni, yenilikçi fikirlerin doğmasına zemin hazırlayacağına gönülden inanıyorum. İzmir Demokrasi Üniversitesi olarak bu vizyoner yolculuğun bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, kongrenin verimli, ilham verici ve başarılı geçmesini diliyorum” dedi.

Rasyonel Kararlar Toplumsal Fayda ile Şekillenmeli

Yapay zekâ ve sürdürülebilirliği günümüz dünyasının en net iki gerçeği olarak tanımlayan İKÇÜ İİBF Dekanı ve Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik arasındaki paradoksal ilişkiye ve etik değerlerin önemine dikkat çekti. Teknolojinin değil; insanın ve gezegenin odağa alınması gerektiğini vurgulayan Dekan Prof. Dr. Ünal, “Bu kavramlar ilk bakışta iki ayrı kutup gibi görünse de aslında bir arada anlam kazanan ve birbirini tamamlayan bileşenlerdir. Yapay zekâ ne kadar gelişirse gelişsin, sürdürülebilirliğin nihai amacı her zaman insan refahıdır. Bu nedenle teknolojiyi değil, insanı ve gezegeni merkeze alan bir bakış açısını benimsemeliyiz. Yapay zekâ; enerji optimizasyonundan atık yönetimine kadar pek çok alanda işletmelere rehberlik ediyor. Ancak burada ironik bir durum söz konusu: Yapay zekâ sistemlerinin kendisi de ciddi bir enerji tüketimine yol açıyor. Bu dilemmayı aşmak için ‘daha akıllı sistemler’ kadar, ‘daha az kaynak tüketen sistemler’ geliştirmek zorundayız. Alınan kararların yalnızca kısa vadeli kâr maksimizasyonuna değil, uzun vadeli toplumsal ve çevresel etkilere göre şekillenmesi şarttır. Bu noktada ‘akıllı karar’ ile ‘doğru karar’ arasındaki farkı çok iyi ayırt etmek durumundayız” dedi.

Teknolojiyi Sadece Kullanan Değil Sorgulayan Nesiller

Dijital dönüşüm sürecinde eğitim kurumlarının misyonuna değinen Dekan Prof. Dr. Ünal, yeni neslin sadece teknolojiyi kullanan değil, onun etkilerini derinlemesine sorgulayan bireyler olması gerektiğini belirtti: Ünal, “Bizim görevimiz, öğrencilerimizi sadece teknik becerilerle değil, aynı zamanda etik farkındalık ve çok disiplinli düşünme yetkinliğiyle donatmaktır. Gençlerimiz bu iki güçlü kavramın kesişiminde yeni çözümler üreteceklerdir. Genç araştırmacıların bakış açısıyla; yapay zekâ çağında işletmelerin nasıl daha sürdürülebilir, daha sorumlu ve daha yenilikçi olabileceğini tartışmak, biz akademisyenler için de ufuk açıcı bir deneyimdir. Bu anlamlı organizasyonu hayata geçiren İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, İzmir Demokrasi Üniversitesi ve OSTİM’e, tüm öğrenci kulüplerimize teşekkürlerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.

Akademik Tartışmanın Aktif Paydaşları: Öğrenciler

OSTİM Teknik Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı ve Kongre Başkanı Doç. Dr. Hamide Özyürek, etkinliğin sadece akademik bir buluşma değil, geleceğin işletmecilik vizyonunu inşa eden bir platform olduğunu vurguladı. SUBAI 2026’nın en ayırt edici özelliğinin öğrencilerin üstlendiği aktif rol olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Hamide Özyürek, “Öğrencilerimizin bilimsel üretime ve geleceğin problemlerine çözüm üretmeye duyduğu ilgi, kongremizin gördüğü yoğun ilgiyle kanıtlanmıştır. SUBAI’nin en değerli tarafı, öğrencilerimizin sadece dinleyici değil; aynı zamanda bilgi üreten ve akademik tartışmaya katkı sunan aktif paydaşlar olmasıdır. Gençlerimizin sadece ders kitaplarıyla sınırlı kalmadığını; araştırmaya ve çözüm üretmeye ne denli hevesli olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, gençlerimizin çözüm üreten birer araştırmacı kimliği kazandıklarının kanıtıdır. Burada filizlenen fikirlerin, öğrencilerimizin kariyer yolculuklarında onlara rehberlik etmesini temenni ediyorum” dedi.

Yapay zekânın işletme fonksiyonlarını kökten değiştirdiğini belirten Kongre Başkanı Doç. Dr. Hamide Özyürek, organizasyonun başarısının arkasındaki güçlü akademik iş birliğine ve kurumsal firmaların desteğine değinerek; organizasyonun mutfağında gece gündüz çalışan gençlerin emeğine vurgu yaptı. Doç. Dr. Özyürek, “İKÇÜ, OSTİM Teknik Üniversitesi ve İzmir Demokrasi Üniversitesi rektörlerine ve dekanlarına sundukları vizyoner destek için; kongrenin açılış bildirisini sunan Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu’na bilimsel katkıları için teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ayrıca İKÇÜ İşletme ve Ekonomi Toplulukları; OSTİM Teknik İşletme, Fintech ve İş-Biz Toplulukları ile İzmir Demokrasi Üniversitesi bünyesindeki işletme topluluklarının sergilediği özverili çalışmalar için; kongrenin sürdürülebilirliğine katkı sunan sponsorlarımız AVEK, Balta Group, Ege İhracatçı Birlikleri, Meka, Can Kardeşler, Göl Pastanesi, Velante Coffee ve Çelebi’ye de şükranlarımızı sunuyoruz” diye konuştu.

“En Büyük Eserimiz İnsan”

Kongrenin açılış bildirisi, Stanford Üniversitesi’nin “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer alan ve uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülen Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu tarafından sunuldu. “Dijital Dönüşüm ve Döngüsel Ekonominin Kesişimi: Dijital ve Döngüsel Tedarik Zinciri Yönetimi” başlıklı sunumuyla geleneksel “kâr odaklı” modellerin yerini “insan ve çevre odaklı” yapılara bırakması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Kazançoğlu  “Ekonomik sürdürülebilirlikten vazgeçmeden; çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği akademik çalışmalarımızın merkezine almalıyız” dedi. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında gündeme gelen “Dijital Ürün Pasaportları”nın (Digital Product Passport) yakın gelecekte tüm sektörler için bağlayıcı olacağını söyleyen Prof. Dr. Kazançoğlu, genç araştırmacılara seslenerek; “Bu pasaportlar, bir ürünün üretiminden geri dönüşüm aşamasına kadar tüm serüvenini içeren bir kılavuz olacak. Genç araştırmacılarımız bu alanda projeler geliştirmelidir. Döngüsel ekonomi reddetmekle başlar. Bir ürünün bir gün geri dönüşüme gireceğini hesaplayarak tasarlarsak, kaynak verimliliğini en baştan sağlamış oluruz. Kültürümüzde ve medeniyetimizde var olan ‘israftan kaçınma’ ve ‘tamir etme’ gelenekleri, bugün döngüsel ekonominin tam kalbinde yer almaktadır. Yeri gelsin tekrar kullanalım, yeri gelsin tamir edelim ya da yenileyelim. Ama mutlaka o ürünün yaşam döngüsünü uzatacak bir yol bulmalıyız. Telefon değiştirme sıklığımız bir yılın altına düşerse, hiçbir döngüsel yapı bu tüketim hızıyla baş edemez. Dijitalleşme bir fetişizm değil, bir araç olmalıdır. Geriye dönüp baktığımızda bizden kalacak en önemli eser insandır” ifadelerini kullandı.

“Vahşi Kapitalizmden Sosyal Sürdürülebilirliğe”

Döngüsel ekonomiyi sürdürülebilir kılmanın yolunun akıllı iş modellerinden geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Kazançoğlu, beyaz eşya sektöründeki “eskiyi getir, yeniye götür” kampanyalarını örnek gösterdi: “Bu modeller sadece çevreci bir yaklaşım değil, aynı zamanda lojistik maliyetleri düşüren ve herkesin kazandığı birer ticari başarı hikâyesidir. Genişletilmiş üretici sorumluluğu kapsamında artık ‘atığı toplayıcıya verip kurtulmak’ dönemi kapanmıştır. Yeni iş modelleri geliştirmek zorundayız.” Veriyle oynamanın ve gelecek senaryoları üretmenin bir DJ performansı gibi titizlikle yönetilmesine işaret eden Prof. Dr. Kazançoğlu, sektörlerin döngüselleşme süreçlerinin birbirinden farklı olduğunu örneklendirerek; “Et ve süt sektörünü bile aynı kefeye koyamayız; her birinin kendine özgü problemleri var. Örneğin ambalaj sektöründe çay atığından veya kahve posasından üretilen döngüsel tasarımlar, e-ticarette koruyucu ürünlere dönüşerek çevrimi tamamlıyor. Bu noktada endüstriyel tasarımcılarımızın ve mühendislerimizin disiplinler arası çalışması şart” dedi.

Finansal teşviklerin artırılması, bağlayıcı standartların belirlenmesi ve “Eko-Tasarım” süreçlerinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eş güdümünde yürütülmesinin kritik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kazançoğlu; teknolojinin KOBİ’ler için ulaşılabilir ve ucuz hale getirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Açılış konuşmalarının ardından bilimsel programda yer alan oturumlara geçildi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Sürdürülebilir Ulaşımda İKÇÜ Vizyonu: Avrupa Akıllı Ulaşım Kongresi’nde Akademik Ödül

HIZLI YORUM YAP