44,4823$% 0.06
51,8104€% 0.75
6.765,88%1,40
4.714,75%0,99
%
31 Mart 2026 Salı
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Turizm Fakültesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Kariyer Günü etkinliği, Turizm sektörünün önde gelen firmalarını genç turizmcilerle bir araya getirdi
Fotoğraf- Simay Baran
Yükseköğretim Kurulu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yükseköğretim ile turizm sektörünü bir araya getirmek amacıyla imzalanan iş birliği protokolü kapsamında 7 pilot üniversiteden biri olarak seçilen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, geleceğin turizm kurmaylarını yetiştirmek üzere sunmuş olduğu kariyer olanaklarıyla fark yaratıyor.
Bu vizyon doğrultusunda çalışmalarını sürdüren İKÇÜ Turizm Fakültesi, öğrencilerinin kariyer gelişimini en etkili şekilde desteklemek üzere geleneksel hale getirdiği Kariyer Günü etkinliklerinin 10’uncusunu düzenledi. İKÇÜ Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu fuaye alanında gerçekleşen ve turizm sektöründe yer alan onlarca firmanın stant açtığı 10. Kariyer Günü etkinliğinin açılışına İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Genel Sekreter Nurettin Memur, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Ünal, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İrfan Arık, akademisyenler, sektör temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı.
İKÇÜ, Öncü Üniversiteler Arasında
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, “Turizm Fakültesi’nin bu yıl 10’uncusunu düzenlediği kariyer buluşması, aslında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi olarak bizim, sektörle bütünleşmeye ne kadar önem verdiğimizin en güzel örneğini oluşturuyor. Bütün fakültelerimizle bu anlayışa odaklanmış durumdayız. Bunun yanı sıra, iyi insan yetiştirmenin gayreti içerisinde olduğumuzu da net olarak ifade edebilirim. Sektörün ihtiyaçlarını takip eden ve bu ihtiyaçlara odaklı; nitelikli ama aynı zamanda da iyi insan yetiştirme vizyonuyla hareket ediyoruz. Zaman zaman, gittiğimiz yerlerde karşılaştığımız mezunlarımızın olumlu geri dönüşlerinin de bizleri çok mutlu ettiğini belirtmem gerekiyor” dedi. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin YÖK’ün belirlediği birçok projede öncü üniversiteler arasında yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Bulduklu, “YÖK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yükseköğretim ile turizm sektörünü bir araya getirmek amacıyla imzalanan iş birliği protokolü kapsamında 7 pilot üniversiteden biri olarak seçildik. İzmir’de kurulan ilk turizm fakültesi olan İKÇÜ Turizm Fakültesi’nin kalitesini ve kısa zamanda ürettiği değeri gösteren bu başarı, elbette ki bir ekip çalışmasının sonucu. Ben, emekleri için hem geçmiş yöneticilerimize hem de Prof. Dr. Mehmet Emre Güler nezdinde tüm yöneticilere, akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum. Öğrencileri, kariyerlerinin ilk aşamasında sektör profesyonelleriyle ortak bir noktada buluşturan bu tarz etkinlikler, onlara vizyon kazandırmakla kalmıyor, bizim sektörün ihtiyaçlarını anlamamıza da vesile oluyor. Ben, bu organizasyonda emeği geçen herkese kalbi şükranlarımı sunuyorum. Etkinliğin hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Ülkemizin Turizm Elçilerini Yetiştiriyoruz
İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler ise, “Turizm Fakültesi olarak, İKÇÜ’nün misyonu, vizyonu ve temel değerleri kapsamında, üniversite-sektör işbirliği doğrultusunda sektörle birlikte hareket etmeyi kendimize ilke edindik. Bu anlamda, öğrencilerimizi sektörün ihtiyaçlarına göre yetiştirmeyi ve onları sektör temsilcileriyle buluşturmayı son derece önemsiyoruz. Ülkemizin birer elçisi konumunda olan turizm endüstrisindeki personelin genç, nitelikli ve en önemlisi de ‘iyi insan’ olmasının hayati bir öneme sahip olduğunun farkında olarak; öğrencilerimizi bu bilinçle, donanımlı bir şekilde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Bugün, öğrencilerimizle sektör temsilcileri buluşacaklar. Staj ve iş olanaklarını değerlendirecekler. 10. Kariyer Günü Turizm Fakültesi’nin bir etkinliği olsa da, diğer fakültelerden gelen kıymetli öğrencilerimiz de burada, işletmelerin temsilcileriyle görüşme imkanı elde edecekler. Firmaların değerli temsilcilerine bizimle bir arada oldukları için çok teşekkür ediyorum. Bize tüm bu olanakları sağladıkları için başta Rektörümüz Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere üniversite üst yönetimine de ayrıca teşekkür ediyorum. Toplantının hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu ile Genel Sekreter Nurettin Memur ve Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emre Güler 10. Kariyer Günü etkinliğinde yer alan firmaların stantlarını tek tek ziyaret etti.

62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD) İzmir Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “İyileştiren Kütüphaneler” programı yoğun katılımla yapıldı.
Resmi açılışa, İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, Bakırçay Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Reşat Duman İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr.Sadık Doğruer, İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şube Başkanı Hatice Gümüş, Dekanlar, İzmir genelinde görev yapan kütüphane daire başkanlıkları yöneticileri, kütüphane müdürleri, alanda çalışan akademik ve idari personel, öğrenciler, araştırmacılar katıldı.
Kütüphane Ruhu Dijitalleşmeye Teslim Edilmemeli
Programın açılış töreninde konuşan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Bulduklu, İKÇÜ olarak bu yılki organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı.
Konuşmasında üniversitelerin toplumsal katkı ve bilgi üretme misyonuna değinen Prof. Dr. Bulduklu, kütüphanelerin sadece birer mekan değil, birer ‘düşünce ve üretim merkezi’ olduğunun altını çizdi. Dijitalleşmenin bilgiye erişimi hızlandırırken beraberinde ciddi bir yük getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bulduklu, bu sürecin kütüphane ruhunu zayıflatma riskine karşı uyarıda bulundu. Prof.Dr. Bulduklu, “Dijitalleşmenin getirdiği bilgi yoğunluğu, ne yazık ki kütüphanelerin o kendine has ruhunu ortadan kaldırmaya başladı. Ancak biz, bu tarz etkinliklerle o ruhun devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kütüphane, oraya girdiğiniz an sizi içine alan, çalışma hacminizi ve üretme motivasyonunuzu artıran bir atmosfere sahiptir. Bu ruhu korumak, akademik düşünme felsefesinin gerilememesi adına hayati bir önem taşımaktadır. Kütüphaneler, gençlerin şikâyet ettiğimiz pek çok alışkanlığının devre dışı kaldığı, 2 saatten 10 saate kadar süren bir zaman diliminde derinlemesine düşünmeye başladığı mekanlardır. Bu mekanlar, bilimsel ve akademik düşünme felsefesinin gelişmesi açısından son derece kritik bir öneme sahip. Kütüphane Haftası’nın sadece bir kutlama değil, bir farkındalık süreci olduğuna, bu tarz etkinliklerle kütüphane ruhunun canlı tutulması ve devam ettirilmesi gerektiğine inanıyorum. Dünle bağlantı kurma ve yarına yönelik proje sunma noktasında bu haftalar büyük bir bilinç oluşturuyor. Özellikle ‘İyileştiren Kütüphaneler’ başlığı isabetli bir seçim olmuş. Üniversitemiz, sadece eğitim veren bir kurum değil, aynı zamanda bilginin ve tecrübenin paylaşıldığı bir merkezdir. Bu yıl ev sahipliğini üstlendiğimiz bu organizasyon, vizyonumuzun bir yansımasıdır. Bu düşüncelerle 62’nci Kütüphane Haftası’nı kutluyor, bu ruhun gelecekte de güçlenerek devam etmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.

Rakamlarla İzmir’in Kütüphane Gücü
İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, törende yaptığı konuşmada İzmir’deki kütüphanecilik hizmetlerinin devasa boyutlarını rakamlarla paylaştı. İzmir genelinde 43 kütüphane ve 220 kütüphaneciyle hizmet verdiklerini belirten Doğruer, yaklaşık 310 bin aktif okuyucunun kütüphanelerden 1 milyon 100 bin kez yararlandığını açıkladı. Kütüphanelerin artık sadece sessiz okuma salonu olarak görülmediğini vurgulayan Dr. Sadık Doğruer, modern kütüphaneciliğin atölye çalışmalarıyla desteklendiğini belirtti. Doğruer, “Kütüphanelerimizde artık bütüncül bir yaklaşım hakim. Sadece kitap ödünç verilen yerler değil; biyopsikososyal yaklaşımla kurgulanmış, müzeleriyle iç içe, okuyucusuyla yaşayan, atölye çalışmalarıyla da desteklenen yerleşkeler inşa ediyoruz. İzmir Kültür Sanat Fabrikası içerisindeki 22 bin metrekarelik kütüphanemiz, bu yeni nesil anlayışın en somut örneğidir. Eylül ayında Menemen Ulucak mevkiinde 8 bin 200 metrekarelik halk kütüphanesini hizmete açıyoruz. Ulucak’ın ardından bir yıl içerisinde 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip bir başka halk kütüphanesi daha İzmirlilerin hizmetine sunulacak” diye konuştu. Konuşmasının sonunda organizasyona ev sahipliği yapan İKÇÜ rektörlüğü ve akademisyenlerine, Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi’ne, İZKA Genel Sekreterliği’ne ve özveriyle çalışan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personeline teşekkür eden Dr. Doğruer, “Kütüphane Haftası’nın bir farkındalık oluşturarak okuma kültürünü daha da derinleştirmesini diliyorum” dedi.

Dijital Çağın “Güvenli Ekranları” Kütüphaneler
Türk Kütüphaneciler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Hatice Gümüş ise yaptığı konuşmada, kütüphaneciliğin 77 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatarak, bu yılın teması olan “İyileştiren Kütüphaneler” kavramına vurgu yaptı. Gümüş, kütüphanelerin artık sadece bilgi sunan yerler değil; bireyin ruhsal ve sosyal gelişimine katkı sağlayan, teknoloji ile insanın merkezine alındığı “yaşam merkezleri” haline geldiğini belirtti.
Kütüphanelerin geçirdiği evrimi ve kütüphanecilerin değişen rollerine değinen Gümüş, günümüzde kütüphanecilerin sadece “kitap düzenleyen kişiler” değil, dijital çağın veri okuryazarlığı uzmanları olduğunu vurguladı. Kütüphanelerin mimari ve dijital tasarımıyla artık toplumun en “güvenli ekranları” haline geldiğini belirten Gümüş, Türkiye’deki halk kütüphanesi verilerine dikkat çekti. TÜİK verilerine göre kütüphane sayısı ve ödünç alınan materyal miktarındaki artışın, toplumun kütüphanelere olan güveninin ve ilgisinin bir kanıtı olduğunu ifade etti. Gümüş, ” Dijitalleşme kütüphaneyi yok etmiyor; aksine onu elektronik veri tabanlarının ve dijital bilgi hizmetlerinin merkezi haline getiriyor. Bu da kütüphanecilerimizi birer dijital rehber ve bilgi yöneticisi yapıyor. Artık kütüphaneler sessiz okuma salonlarından ibaret olmayıp öğrenmenin, üretmenin, paylaşmanın ve iyileşmenin merkezleridir. Mimari ve dijital tasarımıyla kütüphanelerimiz artık ‘en güvenli ekranlar’ haline gelmiştir. Bu mekanlar, bireyin zihinsel yükünü hafifleten, toplumsal bağları güçlendiren kamusal alanlardır. İşte tam da bu noktada iyileştiren kütüphaneler teması ile büyük bir anlam kazanıyor. Kütüphaneler bilgiyle bireyi güçlendirirken kütüphaneciler de sürecin görünmeyen kahramanları olarak toplumu iyileştirmektedirler. Maalesef son yıllarda ‘3-5 raf koyalım, kütüphane açalım’ anlayışının yayıldığını görüyoruz. Parklara, kafelere veya sosyal hizmet merkezlerine sıkıştırılan, teknik personeli olmayan yapılar sürdürülebilir değildir. Kütüphanecilerimizin meslek dışı görevlerde kullanılması, kalitesiz hizmetin önünü açmaktadır. Kütüphanecilik bir uzmanlık işidir ve bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Bu vesileyle büyük bir özveri ile görev yapan tüm kütüphanecilerimize teşekkür ediyor. Onların çalışma koşullarının ve özlük haklarının daha da iyileştirilmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Birlikte organizasyon düzenlemekten mutluluk duyduğumuz İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze katılımlarıyla bizleri onurlandıran Rektör Yardımcılarımıza, değerli protokole, İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü hocalarımıza, Bilgi Bilim Topluluğunun değerli öğrencilerine değerli meslektaşlarıma dernek yönetimimize teşekkür etmek istiyorum. Bilginin ışığında kitapların eşliğinde yolunuzun aydınlanması dileğiyle 62. Kütüphane Haftası kutlu olsun” şeklinde konuştu.

Kalkınma Sadece İktisat Değil, Bir Kültür Meselesidir
62’nci Kütüphane Haftası etkinlikleri töreni İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz’un açılış konferansı ile devam etti. Dr. Mehmet Yavuz, ajansın 20. kuruluş yılında “Hafıza İzmir” markasıyla kentin 8500 yıllık birikimini dijital dünyaya nasıl taşıdıklarını anlattı. Konuşmasına kalkınma kavramının tarihsel dönüşümüne değinerek başlayan Dr. Yavuz, modern kalkınmanın artık sadece kişi başına düşen gelirle değil; eğitim, sağlık ve kültürle ölçüldüğünü vurguladı. İZKA’yı “yarı akademik bir kurum” olarak tanımlayan Yavuz, “Hafıza İzmir” yolculuğunun 2019 yılında yabancı yatırımcılara hediye edilmek üzere hazırlanan bir kitapla başladığını belirterek geldiği noktayı verilerle paylaştı: “Kültür, kalkınma hikayesinin yatayda her alanı kesen en önemli unsurudur. Biz Hafıza İzmir’i, kent kimliğini merkeze alan bir kalkınma pratiği olarak konumlandırdık. Kültür Yayınları: 2026 yılı itibarıyla İzmir’in kültür insanlarını ve tarihini konu alan 20 prestij eser yayınlandı. İzmir Zaman Makinesi: Kentin 8500 yıllık tarihi, üç boyutlu modellemelerle dijital ortama taşındı. Web ve Apple Market’ten sonra yakında Android platformunda da yer alacak. Dijital Arşiv: Şerif Remzi Bey’e ait 30 bini aşkın evrakın dijitalleştirilmesiyle İzmir Kent Kimliği Arşivi araştırmacılara açılacak” İZKA ve İKÇÜ arasındaki güçlü iş birliğine dikkat çeken Dr. Yavuz, Mayıs ayında gerçekleştirilecek “Orta ve Yeni Çağlarda İzmir” sempozyumu ile yıl içinde yapılması planlanan “Öteki İzmir” fotoğraf sergisi ve 20. yıl özel “Hafıza İzmir Resim Sergisi” gibi etkinliklerin müjdesini verdi.

Halk Kütüphanesi Atölye Çalışmaları “Satır Arası Renkler: Ahşap, Su ve Minyatür” Sergisinin açılışının gerçekleştirildiği resmi program, İKÇÜ Sosyal Hizmetler Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Melike Tekindal, Yazar Gönül Çatalcalı ile Emekli Kütüphaneci – Yazar Sevin Sezgin’in Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mehmet Ali Akkaya moderatörlüğündeki “Farklı Bakış Açılarından İyileştiren Kütüphaneler” temalı panel konuşmalarıyla devam etti. Sanat ve Tasarım Fakültesi akademisyenleri Prof.Dr. Ömer Özden, Prof.Dr.Serkan Çelik ile Doç.Dr.Cem Çırak’ın Gürkan Öztürk’ün solistliğinde sundukları müzik dinletisi beğeniyle takip edilen programda, yıl boyunca kütüphaneleri en çok kullanan okuyuculara protokol tarafından ödülleri takdim edildi. Etkinlik programı folklor gösterisi ile tamamlandı.
İKÇÜ’nün ev sahipliğinde başlayan hafta kapsamında; bibliyoterapiden dijital kültürel mirasa, açık erişimden teknoloji destekli deneyim alanlarına kadar birçok başlıkta atölye çalışmaları ve söyleşiler gerçekleştirilecek.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Girişimcilik ve Yenilikçilik seminer serisi, “Kavramlarla İnovasyon ve Yenilikçilik Yaklaşımları” semineri ile başladı
Haber- Deniz Giriş
Fotoğraf- Şule Dürgün, Ege Tunç
İKÇÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi tarafından girişimciliği ve inovasyonu teşvik etmek ve öğrencilerin yenilikçi bir bakış açısı kazanmalarını sağlamak amacıyla düzenlediği Girişimcilik ve Yenilikçilik Seminerleri, Bahar Dönemi’nde de hız kesmeden devam ediyor.
Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen serinin ilk seminerinde, Proje Genel Koordinatörlüğü’nden Öğr. Gör. Tuğbanur Özen Balaban, geleceğin mühendislerine inovasyon ve yenilikçilik kavramlarına ilişkin temel bilgiler vererek inovasyon örnekleri üzerinden konunun önemini ortaya koydu.
Seminerde, hızla değişen teknoloji dünyasında sadece teknik bilginin yeterli olmadığı, fikirlerin ticari bir değere dönüşmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Genç mühendis adaylarına hızla değişen dünyaya ayak uydurmalarını ve yenilikleri yakından takip etmelerini tavsiye eden Öğr. Gör. Balaban, başarılı bir inovasyonu ise basit bir formülle: Araştırma+Buluş+Ticarileşme şeklinde özetledi.
Öğr. Gör. Balaban, dünyayı soyut fikirlerin değil, hayata geçirilmiş ve kullanıcıya ulaşmış projelerin değiştirdiğini hatırlattı ve inovasyon sürecinde mühendisin rolünün teknik tasarım yapmakla sınırlı olmadığını belirterek, değişen koşulları gözlemlemenin ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçların farkında olunmasının önemini anlattı.
Seminer, öğrencilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Eğitim Programları Akreditasyon Kurulu tarafından yürütülen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak 5 yıl süreyle akredite edildi.
İKÇÜ SBF Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, akreditasyon değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak kalitesini tescilledi. Program, eğitim amaç ve hedefler, eğitim programının yapısı ve içeriği, program yeterlilikleri, öğrencilerin değerlendirmesi, program değerlendirme süreçleri, öğretim elemanları, altyapı ve olanaklar, yönetim yapısı, toplumsal katkı ile sürekli yenilenme ve gelişim başlıkları altında ayrıntılı bir değerlendirmeden geçti. Ulusal standartlar doğrultusunda gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sürecinde, eğitim kalitesi ve kurumsal yapısı çok boyutlu olarak incelenen Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 5 yıllık süreyle tam akreditasyon aldı.
Akreditasyon başarısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin eğitimde kalite güvencesine verdiği önemin akreditasyon ile somutlaştığını ifade ederek, süreçte katkısı bulunan tüm akademik ve idari personele teşekkür etti. Dekan Prof. Dr. Kaya, İKÇÜ üst yönetiminin sağladığı desteğin bu başarıda önemli bir payı olduğunu vurgulayarak, “Elde ettiğimiz bu akreditasyon başarısı; kalite odaklı eğitim anlayışımızın, sürekli gelişim yaklaşımımızın ve nitelikli sağlık profesyonelleri yetiştirme vizyonumuzun güçlü bir göstergesidir” dedi.
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlknur Naz Gürşan ise, bölümün eğitim kalitesinin ulusal düzeyde tescillenmiş olmasının büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, bu başarının güçlü ekip çalışmasının ve sürekli iyileştirme anlayışının bir sonucu olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Gürşan, başta Rektör Prof. Dr. Saffet Köse olmak üzere, üniversite üst yönetimine teşekkür etti.
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen seminerde geleceğin hukukçuları, bilişim ve teknoloji hukuku kapsamında yapay zeka sistemleri hakkında bilgilendirildi
Haber- Elif Sude Sarıkaya
Fotoğraf- İrem Tanış, Cemre Yılmaz
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Hukuk Fakültesi Farazi Mahkeme Salonunda düzenlenen programda, yapay zekâ teknolojilerinin çalışma prensipleri, hukuk alanındaki yeri, sunduğu imkânlar ve doğurduğu riskler kapsamlı şekilde ele alındı.
Moderatörlüğünü Hukuk Fakültesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Onur Aras’ın üstlendiği etkinlikte konuşmacı olarak yer alan İKÇÜ Sürekli Eğitim Merkezi (İKÇÜSEM) Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Ümit Sarp, yapay zekâ ve prompt mühendisliği ile ilgili derinlemesine bilgiler paylaştı. Öğr. Gör. Dr. Sarp, büyük dil modelleri ve veri temelli sistemlerin hukuk alanında analiz, yorumlama ve metin üretme süreçlerinde giderek daha fazla kullanılmaya başlandığını ifade etti.
Seminerde yapay zekânın hukuk alanındaki kullanım örnekleri üzerinde duruldu. Özellikle sözleşme analizi, dava dosyalarının incelenmesi ve dilekçe yazımı gibi süreçlerde yapay zekâ araçlarının önemli kolaylıklar sağladığı belirtildi. Büyük veri setlerini kısa sürede analiz edebilen bu sistemlerin, hukukçuların iş yükünü azaltabileceği ancak nihai kararın insan iradesiyle verilmesi gerektiği vurgulandı.
Etkinlikte kişisel verilerin korunması ve veri güvenliği konuları da gündeme geldi. Yapay zekâ sistemlerinin çalışabilmesi için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyduğu, bu verilerin kullanımında hukuki sınırların belirlenmesinin kritik olduğu ifade edildi. Özellikle hassas verilerin korunması, veri paylaşımı ve yapay zekâ sistemlerinin hukuki sorumluluğu gibi konuların gelecekte daha fazla önem kazanacağı belirtildi.
Seminerde yapay zekânın karar destek sistemleri üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Yapay zekâ araçlarının hukukçulara analiz ve öneri sunabileceği, ancak bu sistemlerin tek başına karar verici olarak kullanılmasının çeşitli riskler barındırdığı ifade edildi. Yanlış veya eksik veriye dayalı sonuçların hukuki hatalara yol açabileceğine dikkat çekilerek, eleştirel yaklaşımın önemine vurgu yapıldı.
Prompt mühendisliği kavramı üzerinden, yapay zekâdan doğru sonuç alabilmek için doğru soru sorma tekniklerinin de anlatıldığı etkinlikte, hukuk alanında kullanılan metinlerin niteliğinin, verilen komutların doğruluğuna bağlı olduğu belirtilirken; sözleşme analizi, dilekçe yazımı ve hukuki metinlerin düzenlenmesi gibi alanlarda bu yaklaşımın etkili olduğu ifade edildi.
Programda uygulamalı örnekler üzerinden yapay zekâ araçlarının kullanımı gösterilirken, katılımcılar hukuk alanında bu teknolojilerin nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgi edinme fırsatı buldu.
Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
