44,1222$% 0.07
50,9741€% -0.14
7.319,13%-0,23
5.150,98%-0,48
13.241,32%0,31
12 Mart 2026 Perşembe
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi, 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları kapsamında basketbol ve masa tenisi turnuvası düzenledi.
İKÇÜ Tıp Fakültesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı coşkusu basketbol ve masa tenisi turnuvası ile başladı. Tıp Fakültesi tarafından dopdolu bir programla organize edilen kutlamaların ilk bölümünde öğretim üyeleri ile geleceğin hekimleri bu kez spor salonunda bir araya geldi. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, Fakülte Sekreteri Cem Katırcı, İzmir Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İl Kurulu Üyesi, Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asya Banu Babaoğlu, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı müsabakalar, dayanışma ve rekabetin bir arada olduğu coşku dolu anlara sahne oldu.
Etkinlikle ilgili konuşan Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut, “Biz, geleneksel olarak kutlanan 14 Mart Tıp Bayramı’nı şenlik halinde düzenlenmesi gereken bir gün olarak görüyoruz. Tıp alanının sadece kütüphaneden, akademik çalışmalardan ya da hastane ortamından ibaret olmadığını göstermek için düzenlediğimiz; hocalarımız ve öğrencilerimizin katılımıyla spor turnuvası ile başlayan kutlamalar fotoğraf yarışması, kısa öykü yarışması gibi sanatsal ve kültürel etkinliklerle de devam ediyor. 13 Mart tarihinde gerçekleşecek olan özel törenimizde hem bu müsabaka ve yarışmaların kazananlarını ilan edeceğiz hem de 14 Mart Tıp Bayramı kutlamalarını müzik dinletisi ve ‘Hatıralar ve Kahramanlarıyla Geçmişten Günümüze Tıp Bayramları’ paneli ile taçlandıracağız. Bu bir dizi etkinlikle aslında, bizim sadece bir hekim yetiştirmediğimizi; bütün yönleriyle bir insan yetiştirdiğimizi, hepimizin anlamlı bir bütünün parçası olduğumuzu görmek, bunu hep birlikte paylaşmak istedik. Dolayısıyla, bu özel günü bir bayram havasında geçirmek için dolu dolu bir organizasyon planladık. Özellikle de öğrencilerimizin sorumluluk alarak bu organizasyonu üstlenmesi bizim için çok değerliydi. Geleceğimiz olan öğrencilerimizle bu tür organizasyonlarda bir araya gelmek bizi çok mutlu ediyor” dedi.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü tarafından hazırlanan Erasmus+ KA171 projesi kapsamında, Kosova’da bulunan AAB College ile akademik iş birliği gerçekleştirildi.
İKÇÜ SBF Hemşirelik Bölümü tarafından hazırlanan proje, program ülkeleri ile ortak ülke olarak adlandırılan ülkeler arasında yükseköğretim öğrenci ve personeline öğrenme ya da mesleki deneyim edinme imkanı sağlayan Erasmus+ KA171 programı kapsamında kabul gördü. Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Ünsal Avdal koordinatörlüğünde yürütülen ve AAB College ile akademik işbirliği hareketliliğini kapsayan projeye Hemşirelik Bölümü’nden Doç. Dr. Berna Nilgün Özgürsoy Uran, Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Ayhan Öncü, Arş. Gör. Devrim Özge Yılmaz ve Arş. Gör. Müge Kaptan katılım sağladı.
Program kapsamında AAB College Erasmus Ofisi tarafından düzenlenen tanıtım gününde Prof. Dr. Elif Ünsal Avdal tarafından İKÇÜ’yü, Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni ve Hemşirelik Bölümü’nü tanıtan bir sunum gerçekleştirildi. İKÇÜ’lü akademisyenler, etkinlik süresince11 farklı ülkeden katılan akademisyenlerle atölye çalışmalarında, tartışma oturumlarında ve kültürel etkinliklerde bir araya gelerek iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi. Ayrıca, AAB College’ta düzenlenen eğitim programına katılan ve başarıyla tamamlayan akademik personel de sertifika almaya hak kazandı.
Ziyaret kapsamında iki kurum arasında akademik deneyim paylaşımının artırılması, yeni iş birliği alanlarının oluşturulması ve ortak projelerin geliştirilmesine yönelik görüşmeler yapılırken, gerçekleştirilen hareketliliğin, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin uluslararasılaşma hedefleri doğrultusunda akademik iş birliklerinin güçlendirilmesine ve Hemşirelik Bölümü’nün uluslararası görünürlüğünün artırılmasına katkı sağladığı değerlendirildi.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı koordinatörlüğünde ‘Ön Mali Kontrol İşlemleri Bilgilendirme Toplantısı’ düzenlendi
Hekim Hacı Paşa Konferans Salonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut başkanlığında, harcama birimleri gerçekleştirme görevlileri ve mali karar ile ilgili işlemlerde görevli yöneticilere ve personele yönelik düzenlenen toplantıda, ön mali kontrol yönergesi ve ön mali kontrol süreçleri hakkında detaylı bilgiler aktarıldı.
En Önemli Yenilik Ön Mali Kontrol Listeleri
Toplantının mali süreçlerin daha etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla düzenlendiğini aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Akbulut, ön mali kontrol süreçlerinde yenilenen mevzuat kapsamında yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin bilinirliğinin artmasının oldukça önemli olduğunu söyledi. Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması, harcama işlemlerinin mevzuata uygunluğunun sağlanması, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığınca yürütülecek işlemlerde uygulama bütünlüğünün oluşturulabilmesinin sürecin ana unsurlarından olduğunu dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akbulut, “Toplantımızın amacı, 05 Mart 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği’ ile ön mali kontrol mevzuatında meydana gelen önemli değişiklikler, güncel düzenlemeler, dikkat edilmesi gereken hususlar ile harcama süreçleri hakkında sizleri bilgilendirmektir. Ön mali kontrol süreçlerinde en önemli değişiklik yenilenen mevzuat kapsamında hayatımıza giren ön mali kontrol listeleridir. Söz konusu yeni düzenlemelerin ve bu düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ön mali kontrol listelerinin üniversitemizde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri, maaş mutemetleri ve taşınır kayıt ve kontrol yetkilileri başta olmak üzere harcama veya ön mali kontrol süreçlerinde görev alan tüm personel ile birlikte iş birliği içerisinde amacına uygun, etkin olarak kullanılması ve kullanımda birlikteliğin sağlanmasını hedefliyoruz. Verimli bir toplantı olmasını diliyor katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Amaç Mevzuata Uyum ve Uygulama Birliğinin Sağlanması
Ön mali kontrolüne tabi mali karar ve işlemler, ön mali kontrol listeleri hakkında bir sunum yapan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Erkan Küçükkılınç, cari harcamaların yapılmasında birimlerin, gerekli tedbirleri almaları, harcamalarını bu yönde yapmaları gerektiğini söyledi. Başkan Küçükkılınç “ Harcama birimlerinin, ihale kanunlarına tabi olsun veya olmasın, harcamayı gerektirecek taahhüt evrakı ve sözleşme tasarılarından, tutarı mal ve hizmet alımları için (12.549.000), yapım işleri için (37.647.000) aşanlar ön malî kontrole tabidir. İdare belirlenen tutarlar içinde kalmak ve üst yöneticiden onay almak kaydıyla harcama birimleri bazında risk analizleri çerçevesinde farklı tutarlar belirlemeye yetkilidir. Bu tutarlara katma değer vergisi dahil değildir. Yeni düzenleme ile işlem dosyası onay öncesi (onay belgesi imzalanmadan önce) ve sözleşme öncesi (sözleşme imzalanmadan önce) olmak üzere (2) kez ön mali kontrole gönderilecektir. Sürecin tek bir harcama talimatı ile tamamlanması amacıyla ilk aşamada gönderim yalnızca EBYS üzerinden gerçekleştirilir. İşlem dosyasının ikinci gönderimi, sözleşme imzalanmadan önce hem HYS’den onaya eklenecek belgeler kapsamında hem de EBYS’den üst yazı ekinde ön mali kontrole gönderilir. Sürecin başlangıcından sözleşme imzalamasına gelene kadar tüm sürece ilişkin dokümanlar eklenir. Yönetmelikle gelen diğer yenilikler ise kamu ön mali kontrol yönetmeliği kapsamında, yönetmelikte yer alan parasal tutarların her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmesidir. Yönergemizde yer alan tek istisnai durum harcama ön izin belgesine ilişkindir. Harcama ön izin belgesine ait parasal tutarlar, yeniden değerleme oranına tabi olmaksızın rektörlük makam oluru ile belirlenmektedir. Kamu Ön Malî Kontrol Yönetmeliğinin “Elektronik ortamda gerçekleştirilen iş ve işlemler” başlıklı 27’nci maddesine göre Yönetmelik kapsamında yer alan iş ve işlemler elektronik ortamda da gerçekleştirilebilecektir. Özetle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kamu Ön Mali Kontrol Yönetmeliği ve ilgili kurumsal düzenlemeler çerçevesinde üniversitemizde ön mali kontrol kapsamında yürütülen iş ve işlemlerde mevzuata uyum ve uygulama birliği sağlamak adına hep birlikte çalışmaktayız” ifadelerini kullandı. Başkan Küçükkılınç sunumunda, ön mali kontrol listeleri, harcama birimlerinde ön mali süreç kontrolü, yönetmenlikle birlikte gelen yenilikler gibi başlıklarda katılımcıları bilgilendirdi.


İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) düzenlenen geleneksel iftar yemeği programında sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile İKÇÜ üst düzey yöneticileri bir araya geldi.
Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhsin Akbaş, Prof. Dr. Süleyman Akbulut, Prof. Dr. Yasin Bulduklu, dekanlar, senato üyeleri, üst düzey akademik ve idari yöneticilerin aileleri ile katıldığı iftarda, kentin farklı alanlarında emek veren, sorumluluk üstlenen temsilcilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, sivil toplum kuruluşlarının şehirlerin gelişiminde önemli katkısına dikkat çekti.
Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma unsurlarına vurgu yapan Prof. Dr. Köse, “Ramazan ayı; yalnızca aynı sofrada buluştuğumuz yemek sofraları değil, aynı zamanda kalplerimizin birbirine daha çok yaklaştığı, anlayışın hoşgörünün büyüdüğü, müstesna bir zaman dilimidir. Öte yandan üniversite olarak kurum dışı paydaşlarımızla da her zaman birlik içinde ülkemiz için birlikte düşünüyoruz, emek veriyoruz ve üretiyoruz. Bu özel günlerde de onlarla bir araya gelmek bizler için ayrıca mutluluk verici. İKÇÜ yöneticileri olarak biliyoruz ki; bir şehri geliştiren kalkınmasını üst noktalara taşıyan şey yalnızca yapılan işler değil, birlikte atılan adımlar, kurulan etkileşimler ve güçlü bağlardır. Farklı fikirler bir araya geldiğinde, özel-kamu sinerjisi katkısı, emeği ile gelişim hızlanır. Ortak akılla, birlikte üreterek toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlamak yerelden ulusala uzanacak güçlü adımlara vesile olmak için İKÇÜ her zaman üstlendiği sorumlulukları yerine getirmenin çabasındadır. Bu nedenle kentimizin tüm ögelerine kapımız da gönlümüz de her zaman açıktır. Siz değerli temsilcilerle aynı sofrada buluşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum” diye konuştu.

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKÇÜKAM), İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü iş birliğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında ‘Geleceğin İnşasında Kadın’ temalı seminer düzenlendi.
Akademik, idari personel ile öğrencilerin takip ettiği, kadının toplumdaki belirleyici rolü ve önemine değinilen seminerin açış konuşmasını yapan İKÇÜKAM Müdürü Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, inanç ve medeniyet değerlerimize göre kadının, ailenin ve toplumun omurgası olduğunu vurgulayarak binlerce yıllık devlet geleneğinin de ana unsuru olduğunu aktardı. Prof. Dr. Yiğit, “Kadının bizatihi kendi, kız çocuk, eş ve anne olarak konumu, erkek karşısındaki statüsü, bireysel ve sosyal hayattaki hak ve yükümlülükleri; toplumsal yapıyla olduğu kadar inanç ve kültür ile yakından bağlantılı bir konudur. Zira dilimizde yer alan “kadın” sözcüğünün kökeni, Eski Türkçe’de “hükümdarın eşi, soylu kadın” anlamına gelen “katun” yani “hatun” dan gelmektedir. Türk hükümdarlarının çıkardıkları emirlerin başında “Hakan ve Hatun buyurdu ki…” ifadesi ile kadının iradesi vurgulanmaktadır. Tarihimizin dönüm noktalarında kadınları muhakkak görürüz. Tomris Hatun’dan, Terken Hatun’a, Hayme Ana’dan, Nene Hatun’a, Millî Mücadelede destan yazan Kara Fatma ve Şerife Bacı’dan Halide Edip’e uzanan nice kahraman ve lider ruhlu kadınlarımız, sahip olduğumuz özgürlüğümüzün ve birliğimizin teminatı olmuşlar, geleceğimizi inşa etmişlerdir” dedi.
Kadınların Ve Çocukların Katledilmediği Bir Dünya
Günümüz dünyasında yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok kadınların ve çocukların etkilendiğini belirten Prof. Dr. Fatma Akkuş Yiğit, 8 Mart’ın kutlamadan ziyade barış çağrılarının hayata geçmesi için bir vesile olması gerektiğini söyledi. İKÇÜKAM Müdürü Prof.Dr. Yiğit, “Dün olduğu gibi bugün de ardı kesilmeyen savaşlara, çatışmalara, şiddete şahit oluyoruz. Ülkemiz ve coğrafyamız kritik günlerden geçmekte. Bu kapsamda 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü sadece bir kutlama değil, savaşın mağdur ettiği bütün kadınlar için adalet ve barış çağrısının yapılması gereken bir zemin olarak görüyorum. Bu kapsamda savaşın en büyük mağduru olan kadınları anmadan geçemeyeceğim. Ailesiyle güvenli bir yer ararken İsrail güçleri tarafından Gazze’de kurşunlarla öldürülen altı yaşındaki Hind Recep adlı kız çocuğu ile sembolleşen Gazzeli kadınlar ve çocuklar; geçtiğimiz hafta füzelerle yaşamına son verilen ilkokul çağındaki 165 İranlı kız öğrenci ve onların kadın öğretmenleri olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, kimliğinde ne yazarsa yazsın savunmasız kadınların ve çocukların ve elbette sivillerin katledilmediği, “hakkın ve hukukun dilde değil, özde var olduğu” bir dünya temenni ediyorum. Bir eğitimci olarak mesleğini icra ederken katledilen Fatma Nur öğretmenimizin ve kendisini, çocuklarını ve en temel haklarını hayatı pahasına korumaya çalışırken öldürülen tüm kadınların acısını da yüreğimde taşıdığımı ifade etmek istiyorum. Sözlerime son verirken başta şehitlerimiz olmak üzere şehitlerimizin kahraman annelerini, eşlerini ve gazilerimizi hürmetle yad ediyor, saygılarımı sunuyorum” diye konuştu.

Hala ‘Cam Tavanlara’ Tabi Kalıyorlar
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Güliz Kuli de yaptığı sunumda, geleceğin inşasında kadınların üstlendiği önemli rollere değinerek her dönemde bu toprakların mayasını çalmış kahramanların yer aldığını belirtti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Türk kadını her dönemde bu toprakların mayasını çalmış ve ilmek ilmek işlemiştir. Türk kadını aynı zamanda nezaketin olduğu kadar dayanıklılığın da sembolüdür. Geleceğin inşası derken sadece teknoloji ve bilimle sınırlandırılabilecek durumlardan bahsetmiyoruz. Gelecek ruhla ve estetikle de inşa ediliyor. Kadın dediğimizde de zaten bu iki faktör hemen karşımıza çıkıyor. Kadın, kültürün taşıyıcısı, sanatın ilhamı ve bizzat anlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Burada bu ifadeleri kullanırken toplumda yer alan bir bireyi yüceltip diğer bireyleri yok saymak vesaire üzerine bir konuşma gerçekleştirmiyoruz. İki tarafın birbirlerini tamamlayıcı olduğu ve toplumda iki tarafın da eşit düzeyde sosyal, ekonomik ve hukuksal anlamda haklara erişimin eşit olması gerektiğini vurgulayarak bu ifadeleri kullanıyorum. Her ne kadar günümüzde yasalar mekanizmalar yapılan çalışmalar, akademik anlamdaki çalışmalar, kadının güçlendirilmesi yönelik çok ciddi çalışmalar olduğunu gösterse de verilere baktığımızda hala daha özellikle akademik yaşamda, toplumsal yaşamda kadınların belli cam tavanlara tabi kalabildiklerini, cam tavanlar sebebiyle kendilerini geliştiremediklerini ve ne yazık ki cinsiyete dayalı şiddetin ağırlıklı olarak kadın cinsiyeti üzerinden ilerlediğini görebiliyoruz. O yüzden buralarda bulunmamız bizler için çok önemli. Çünkü kadınların güçlenmesini sağlamak sadece yasalarla ya da mevzuatla yapılabilecek şeyler değil. Bu anlamda toplumsal olarak bir arada olup bu bilgilerin yaygınlaştırılması, öncelikle kendi bireysel yaşamlarımızda, sonra sosyal yaşamlarımızda ‘bu eşitliği ne kadar uyguluyoruz?’u cevaplamamız gerekir” şeklinde konuştu.
Toplumu Dönüştüren Bir Özne Olarak Ele Alıyoruz
Ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandıran üretim süreçlerine kadınların aktif katılımlarının önemine değinen Kuli, toplumların geleceğe emin adımlarla yürümesinin temel kaidesinin bundan geçtiğini kaydetti. ŞÖNİM Müdürü Kuli, “Ekonomik olarak kadınların iş gücüne katılımının artması ekonomiyi büyümeyi destekleyen önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların üretim süreçlerine katılması, girişimcilik faaliyetlerinde yer alması ve ekonomik kaynaklara erişilebilmesi, ülkelerin ekonomik gelişmesini hızlandırmaktadır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar kadınların iş gücüne katılımının artmasının ekonomik büyümeyi hızlandırdığını göstermektedir. İkinci olarak kadınların güçlenmesi sosyal refah açısından da önemli katkılar sağlamaktadır. Araştırmalar kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini, ailelerin yaşam kalitesini arttırdığını göstermektedir. Üçüncü olarak kadınların güçlenmesi demokratik süreçler açısından da önemlidir. Kadınların para alma mekanizmalarına daha fazla temsil edilmesi, farklı deneyimlerin ve perspektiflerin politika süreçlerine dahil edilmesini sağlamaktadır. Bu durum daha kapsayıcı ve dengeli politikaların gelişmesine, bakış açısının zenginleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Kadını sadece korunması gereken bir varlık olarak görmemeliyiz. Bu sebeple de bakanlığımız kadına yönelik şiddetle ilgili süreçleri yürütürken sadece korunması gereken bir birey olarak değil hak sahibi, üreten, karar süreçlerine katılan, toplumu dönüştüren bir özne olarak ele almaktadır. Bakanlığımız kadınların eğitimli, özgür ve toplumsal hayatta daha aktif bireyler olarak var olması, çocukların daha bilinçli olarak yetiştirilmesi, aile yapısının güçlenmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bunları yaparken sadece yaptığı çalışmaları bir bireysel kazanım olarak değil aynı zamanda toplumsal gelişim açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu her zaman vurgulamaktadır. Bu kapsamda yürütülen politikalar kadınların eğitim seviyelerinin arttırılması, ekonomik hayata katılımlarının desteklenmesi, sosyal hayatta görünürlüğünün güçlendirilmesi, hak ve fırsat eşitliğinin sağlanması temel hedefleri arasında şekillenmektedir” dedi.

Konuşmaların ardından İzmir Valiliği ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Ege’de En İyi Başarı Ödülü “ne layık görülen Müge Ekizoğlu, Nuran Erdem ve Kadriye Yakar’ın başarılarının konu edildiği sinevizyon, katılımcılara sunuldu.
