43,0571$% 0.04
50,3314€% -0.31
6.092,12%1,69
4.399,12%1,58
11.498,38%2,10
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Hukuk Fakültesi, Adalet Bakanlığı ve Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen 20. Yılında Denetimli Serbestlik Sempozyumu düzenlenen resmi açılış ile başladı.
Türk Denetimli Serbestlik Sisteminin 20’nci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyuma, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adalet Komisyonu Başkanı Gökberk Sunal, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı İdris Kizir, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Komisyon Başkanı Mustafa Gürsoy, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Kazım Arapoğlu, Karşıyaka Kaymakamı Özkan Demir, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Halil Sezgin, Karşıyaka Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Çetin, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri Hacı Hüseyin Daşdemir, Erdem Işık, Hakan Hançer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Akbaş, İKÇÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve Denetimli Serbestlik Kurucu Daire Başkanı Dr. Vehbi Kadri Kamer, Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürü Orhan Kaykaç, Karşıyaka Cumhuriyet Savcısı Senem Bölükbaşı Eryılmaz, Kızılay Genel Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Karadeniz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“7550 sayılı Kanun, Cezasızlık ve İnfaz Hukuku” başlığında sunum yapan Prof. Dr. Timur Demirbaş, “Denetimli Serbestlik: Yeni Bir Topluma Kazandırma Modeli mi?” başlığında İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Veli Özer Özbek, “Denetimli Serbestlik Sisteminin Temel Unsurları ve Uygulama Yapısı” başlığında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hacı Hüseyin Daşdemir, “Denetimli Bir Serbestlik Fikrine Tarihsel Bakış: Toplum Sözleşmesine Dönüş İmkânı” başlığında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Arş. Gör. İlker Tepe’nin sunum yapan, sempozyumun ilk oturumunu yöneten Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan, Denetimli serbestliğin toplumsal katkı ekseninde, toplumun gelişmesine katkı sunulması paydasında değerlendirildiğini, infaz hukukun bu anlamda önemli bir alan olduğunu vurguladı. Batıda, infaz hukukunun bağımsızlaşmış bir bilim dalı olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Arslan, ülkemizde ceza hukukçularının katkılarıyla gelişmeye devam ettiğini söyledi ve “Belki zorunlu ders olarak düşünebilir miyiz?” şeklinde öneride bulundu.
Denetimli Serbestlik Sünnetin Ruhuna Da Uygun
Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, suç ve ceza kavramlarına İslami boyut kazandırdığı konuşmasında, hakkaniyetli denge kurulmasının önemine değindi. Hukukun devletin temellendiği en önemli kurum olduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Köse, “Hukuku işlemeyen ya da adaletin tesis edilmediği bir devletin ayakta kalması imkanlı değildir. Adalet, eşitlikten farklı bir kavramdır ve yalnızca kuralların mekanik biçimde işlemesinin ötesinde bir bakış açısını gerektirir. Toplumlarda hukuk kurallarına uymamanın karşılığı cezadır ancak suç ve cezanın orantılı olması adaletin tesis edilmesi açısından son derece önemlidir. Ceza caydırıcı olmak yanında vicdani de olmak zorundadır. Tam bu noktada devletlerin düzeninin korunmasında, bireyin topluma yeniden kazandırılmasında hukuk devletinin önemi ortaya çıkar. İslam hukukunda ceza anlayışı, ıslah ve topluma yeniden kazandırma esasına dayanır. Suç işleyen kişi, mutlak anlamda “suçlu kimliği” ile tanımlanmaz; hata yapmış, fakat dönüş imkânı olan bir kul olarak görülür. Bu yaklaşım, denetimli serbestliğin İslam hukukundaki meşruiyet zeminini oluşturmaktadır. İslam cezadan ders almayı, tövbeyi önceleyen ve bu yolla bireyi tekrar toplum içinde tutmayı amaçlayan bir anlayışa sahiptir. İşte denetimli serbestlik de bireyin tövbe ve ıslah sürecini toplumdan koparmadan, fakat sorumluluk bilinciyle sürdürmesini sağlayan bir yöntemdir. Bizim dinimiz açısında da cezanın adil olması, suç ile ceza arasında hakkaniyetli bir denge kurulması önemlidir. Aşırı sertlik nasıl adalet duygusunu zedeliyorsa, ölçüsüz bir müsamaha da toplumsal vicdanı yaralar. Denetimli serbestlik tam da bu noktada, cezalandırma ile topluma yeniden kazandırma arasında denge kuran modern bir adalet yaklaşımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyi tamamen sistemin dışına itmek yerine, onu toplum içinde sorumluluk üstlenerek dönüştürmeyi hedefler. İslam hukukunda tecrîd değil, nezaret esastır. Suç işleyen kişinin toplum içinde kontrol altında tutulması, hem bireyin onurunu korur hem de toplumsal düzeni muhafaza eder. Bu yönüyle denetimli serbestlik; merhamet ile kamu düzeni arasında denge kuran bir uygulamadır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uygulamalarında da, pişmanlık gösteren kişilere toplum içinde yeni bir hayat kurma fırsatı tanındığı; onları damgalayıcı değil, rehabilite edici bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir. Bu durum, denetimli serbestliğin sünnetin ruhuna da uygun olduğunu göstermektedir. Bu kadar önemli bir kavramı İKÇÜ’de ele almaktan duyduğum memnuniyeti paylaşıyor ve bu değerli toplantıyı düzenleyen kurumlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Toplumsal Barışa Katkı Ekseninde
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Halil Sezgin, denetim serbestliğin adalet sistemi açısından önemli bir dönümün başlangıç noktası olduğunu belirttiği konuşmasında toplumsal barışa katkı sunan önemli bir kurumsal yapının söz konusu olduğunu aktardı. denetimli serbestlik hizmetleri binlerce kişinin hayat seyrinin topluma katkı hedefiyle değiştiğine dikkat çeken Başsavcı Sezgin, “Bugün burada yalnızca 20. yılını kutlamak için değil aynı zamanda adalet anlayışımızın geldiği noktayı, insanı merkeze alan infaz yaklaşımını değerlendirmek için bir arada bulunuyoruz. Bu dönüşümle birlikte ceza kavramı yalnızca özgürlüğün kısıtlanması olarak değil bireyin sorumluluk almasını toplumla bağını koparmadan yeniden doğru bir yön bulmasını sağlayan bir süreç olarak ele alınmasını ortaya koymuştur. Denetimli serbestlik işte tam da bu noktada toplumu koruyan bireyin bireyi gözettiği dengeli bir yapı sunmaktadır. Denetimli serbestlik uygulamaları bireyin ailesinden, sosyal çevresinden tamamen koparılmadan belirli kurallar, yükümlülükler ve denetim mekanizmaları çerçevesinde sorumluluk üstlenmesini esas alır. Böylelikle hem suçun tekrarının önlenmesi hem de bireyin topluma uyum süreci desteklenmiş olmaktadır. Geriye dönüp baktığımızda denetimli serbestlik hizmetlerinin 20 yıl boyunca binlerce hayatın seyrini değiştirdiğini görmekteyiz. Eğitimine devam eden, bir meslek edinen, kamuya yararlı bir işte çalışarak topluma katkı sunan destek hizmetleriyle yeniden ayak kalkan birçok birey bu sistemin ne kadar hayati bir role sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İdarecilerimizden, uzmanlarımıza, psikologlarımızdan, sosyal çalışmacılarımıza, denetim memurlarımızdan, tüm destek personelimize kadar bütüncül bir yapının büyük bir özveri ve sorumluluk bilinciyle çalışan varlığı unutulmamalıdır. Ayrıca bu hizmetlerin etkin bir şekilde yürütülmesine katkı sunan kamuya yararlı çalışma alanlarını açan tüm kurum ve kuruluşlar ile tüm paydaşlarımıza ve yine katkı ve desteklerini esirgemeyen İKÇÜ’ye, kıymetli vakitlerini ayırarak sempozyuma katkı sunan ve teşrifleriyle bizleri onurlandıran HSK Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan’a huzurlarınızda teşekkür bir borç biliyorum” dedi.

Denetimli Serbestlik, Cezasızlık Şeklinde Anlaşılmamalı
Sempozyum düzenleme kurulu adına konuşan Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Batır, 2000’li yılların başında değişen yeni ceza mevzuatıyla birlikte, cezalandırma amacının yeniden ele alındığına, cezanın bireyin ıslah edilmesi ve yeniden topluma kazandırılması işlevine taşındığına dikkat çekti. Dekan Prof. Dr. Batır, “Bu yaklaşım, infaz hukukunda ve alternatif yaptırımlarda önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Ünlü bir özdeyişte ifade edildiği üzere, “Her insan bir dünyadır.” İnsanın bu biricikliği, suç işlemiş olması hâlinde dahi ortadan kalkmaz. Dolayısıyla bireyin sahip olduğu biriciklik, ceza karşılığında uygulanacak yaptırımın da kişiye özgü olarak belirlenmesini zorunlu kılar. Aksi yöndeki bir yaklaşım, cezadan beklenen özel önleme, ıslah ve topluma yeniden kazandırma işlevlerinin yalnızca kağıt üzerinde kalmasına yol açacaktır. Cezanın hayata geçirilmesi sürecinde hükümlü bireyin, soyut ve edilgen bir nesne olarak değil; kendi başına değere sahip, iradesi ve sorumluluğu bulunan bir özne olarak kabul edilmesi esastır. Devletin bu yaklaşımı benimsemesi, infaz anlayışının mekanik bir yaptırım sistemi olmaktan çıkarak, insan onurunu merkeze alan bir infaz anlayışına dönüşmesini mümkün kılmaktadır. İşte denetimli serbestlik kurumu da böyle bir anlayışın ürünüdür. Türk ceza hukuku mevzuatının da bu anlayışa uygun hale getirilmesi, adeta Themis’in bağlanan gözlerinin yeniden açılması anlamına gelmektedir. Artık mesele yalnızca “ne kadar ceza” değil; “nasıl bir müdahale”, “hangi bireye, hangi koşullarda, hangi tedbir daha etkilidir?” sorularının cevaplanmasıdır. Denetimli serbestlik, cezasızlık şeklinde anlaşılmamalı ve cezasızlık algısına yol açmamalıdır. Aksine, çoğu zaman daha yoğun, daha sürekli ve daha sorumluluk yüklü bir denetim biçimidir. Fail, özgürlüğünü kısmen korurken; davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmek, yükümlülüklerini yerine getirmek ve değişim göstermek zorundadır. Bu yönüyle denetimli serbestlik, pasif bir hoşgörü değil; aktif bir sorumluluk rejimidir” ifadelerini kullandı.

Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bünyesindeki yükümlüler tarafından hazırlanan eserlerin yer aldığı sergi açılışı programa katılan protokol üyelerince yapıldı.
Serginin ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan’ın takip ettiği diğer oturumlara geçildi.

Eğitim-Öğretim Faaliyetlerine Bologna Katkısı
1
Çelebili Minikler 23 Nisan’ı Dopdolu Bir Programla Kutladı
120537 kez okundu
2
Türkiye’nin En Genç Kadın Profesörü İKÇÜ’lü
2957 kez okundu
3
İzmir’in En Donanımlı Farazi Mahkeme Salonu İKÇÜ Hukuk Fakültesi’nde Açıldı
1882 kez okundu
4
İKÇÜ’nün TÜBİTAK Destekli 4. Uluslararası Öğrenciler Sosyal Bilimler Kongresi İçin Geri Sayım Başladı
988 kez okundu
5
“İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi İzmir’in Modern Yüzü Olacak”
982 kez okundu