45,6163$% 0.05
53,2352€% 0.12
6.620,43%-0,60
4.516,87%-0,59
13.163,88%-6,05
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi Dönem 1, 2 ve 3 öğrencilerinin bu yıl 6’ncısını düzenlediği “Ulusal Tıp Öğrencileri Kongresi”, Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen resmi açılış programıyla başladı. Tıp eğitimine çok yönlü bir bakış sunmayı hedefleyen ve bu yıl sürdürülebilir başarıyı, disiplini ve hekimlik yolculuğundaki kararlı adımları simgeleyen “10.000” teması çerçevesinde şekillenen kongrenin açılışı; İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut, İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Berktaş, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, Kongre Eş Başkanları Prof. Dr. Pınar Gençpınar ve Eda Su Korkmaz ile çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Yapay Zekâ Destekleyici Bir Araçtır, En Büyük Şifa Kaynağı Hekimin Empatisidir
Dünyanın en eski ve en saygın mesleklerinden biri olan tababetin her dönem zamanın koşulları ve teknolojisiyle şekillendiğini, günümüzde ise yapay zekâ, büyük veri ve dijital sağlık teknolojilerinin tıbbi süreçleri temelden dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yasin Bulduklu, yapay zekâ destekli tıp uygulamalarının etik, hukuki ve insani boyutlarının ele alınmasında en büyük görevin genç hekim adaylarına düştüğünü ifade etti. Prof. Dr. Bulduklu, “Gelinen noktada tanı süreçleri yalnızca klinik gözleme değil; algoritmaların analiz gücüne, görüntü işleme teknolojilerine ve öğrenen sistemlere de dayanmaktadır. Bugün en çok kaygı duyulan konuların başında, yapay zekâ ve otomasyon dalgasıyla yerinden edilecek meslekler geliyor. Ancak tıp, asla sadece matematiksel verilerden ibaret bir mühendislik dalı değildir. Genç hekim adaylarımızın yerinden edilmek korkusuna sahip olmak yerine, bu teknolojik devrimi mesleki bir yarara ve hıza dönüştürmeyi öğrenmesi son derece kıymetlidir. Şunu hiç unutmamalıyız: Yapay zekâ sağlıkta asla nihai karar verici olamaz, o sadece hekimin işini kolaylaştıran güçlü bir destekleyici araçtır. Tıbbın asıl karar mekanizması, hukuki ve ahlaki sorumluluğu ve en önemlisi o vicdani süzgeci her zaman hekimin zihninde ve kalbinde kalacaktır. Çünkü laboratuvar sonuçları ya da gelişmiş algoritmalar ne kadar kusursuz olursa olsun, tıptaki en büyük ve ikame edilemez şifa aracı yine hekimin bizzat kendisidir. Bir hastayı ayağa kaldıran tek şey doğru ilaç dozajı değil; hekimin hastaya yaklaşımı, gözünün içine bakarak sunduğu sıcak bir gülümsemesi ve onun acısını paylaşan yüksek empati yeteneğidir. Makineler, veri analizi yapabilir ama acıyı hissedemez ve teselli edemez. Bu nedenle geleceğin hekimleri olarak sizlerden beklentimiz; yalnızca ezberlenmiş tıbbi bilgilere veya önünüze konan hazır dijital verilere hâkim olmanız değil, teknolojiyi insani değerlerle doğru yorumlayan, eleştirel bakabilen ve etik sorumluluğu her şeyin üzerinde tutarak hekimliği bir sanat gibi icra eden bireyler olmanızdır” dedi.

Savunma Sanayindeki Yerli ve Milli İvmeyi Sağlık Teknolojilerine de Taşımalıyız
Yapay zekâ ve dijital dönüşümün tıp dünyasını yeniden şekillendirdiği bu kritik dönemeçte, Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu genç hekimlerin vizyonunun belirleyeceğini ifade eden Prof. Dr. Yasin Bulduklu, hekim adaylarına önemli sorumluluklar düştüğünü aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bulduklu, “Bugün Türkiye, savunma sanayiinde tüm dünyanın gıptayla izlediği yerli ve milli bir başarı hikayesi yazmıştır. İHA’larımız, SİHA’larımız, yerli yazılımlarımız ve mühendislik kabiliyetimiz, tamamen kendi insanımızın ürettiği teknolojilerle küresel dengeleri değiştirmiştir. İşte tam da bu noktada, savunma sanayiinde yakaladığımız o büyük vizyoner ivmeyi, sağlık sektörüne ve tıp teknolojilerine de taşımak mecburiyetindeyiz. Tıbbi cihazlardan biyoteknolojiye, yapay zekâ tabanlı tanı algoritmalarından yerli ilaç sanayiine kadar her alanda kendi kendimize yetebilen, hatta dünyaya yön veren bir ülke olma hedefimizin anahtarı sizlersiniz. Sağlıkta dünya lideri ve öncü bir Türkiye vizyonu, sadece başkalarının ürettiği son teknoloji cihazları ya da yazılımları en iyi şekilde kullanabilen hekimlerle inşa edilemez. Bizim, laboratuvardan ve klinikten çıkmayan, mühendislerle omuz omuza çalışan, tıp dünyasının eksiklerini görerek yeni teknolojileri bizzat tasarlayan, patent alan ve literatürü şekillendiren bir akademik yaklaşıma ihtiyacımız var. Sizler, sadece reçete yazan hekimler değil; yapay zekâ destekli tıp uygulamalarının etik, hukuki ve insani sınırlarını çizen, bu alanda küresel kuralları koyan liderler olmak zorundasınız. Bu salondaki her bir gencimizin gözünde, savunma sanayiindeki yerli başarılarımızı sağlıkta çok daha ileriye taşıyacak o azmi ve kararlılığı görüyorum. İnsanlığın geleceğine şifa ve teknoloji üretecek tıp profesyonellerinin bu üniversiteden çıkacağına yürekten inanıyorum.”
Hem Hekim Hem Akademisyen Yetiştiriyoruz
İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Bulut ise konuşmasında, tıp eğitiminin ilk gününden itibaren öğrencilere akademik dünyanın da kapılarını açmayı hedefleyen, bu doğrultuda çalışan bir fakülte olduklarını vurguladı. Kongrenin, eğitim-öğretim programının çok önemli bir parçası olduğunu belirten Dekan Prof. Dr. Bulut, öğrencilerin 2025-2026 eğitim-öğretim yılı boyunca imza attığı akademik başarıları şu verilerle paylaştı: “Aslında burada hep birlikte çok büyük bir emeğin sahnesini izleyeceğiz. Fakülte olarak öğrencilerimizin hem sağlık hizmeti sunumu aşamasında iyi birer hekim olmalarına kıymet veriyor hem de onları akademik hayata hazırlıyoruz. Bu yıl öğrencilerimiz, öğretim üyelerimizin önderliğinde 86 derleme makale ve 35 orijinal araştırma makalesi olmak üzere toplam 121 bilimsel çalışmaya imza attılar. Ayrıca 35 yeni etik kurul onayı alındı. Bu, lisans düzeyindeki öğrenciler için gerçekten çok büyük bir başarıdır ve hepsi kocaman bir alkışı hak ediyor. Bu süreçte motivasyonlarıyla öğrencilerimize profesyonel destek sağlayan tüm öğretim üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

“10.000” Temasının Arkasındaki İki Büyük Bilimsel ve Felsefi Dayanak
Öğrenciler adına söz alan Kongre Eş Başkanı Eda Su Korkmaz ise tıp eğitiminin sadece teorik bilgi ezberlemekten ibaret olmadığını, sürekli sorgulamayı ve araştırmayı gerektiren bitmek bilmeyen bir yolculuk olduğunu ifade etti. Bu yıl seçtikleri “10.000” temasının iki büyük felsefi ve bilimsel temeli olduğunu belirten Korkmaz, şunları aktardı: “Birincisi; tıp literatüründeki ilk 1.000 gün yaklaşımını güncel çalışmalar ışığında bir adım öteye taşıdık. Bugün biliyoruz ki prefrontal korteksin gelişimi 24-25 yaşlarını buluyor; yani insan, gelişim yolculuğunu hayatının ilk 10.000 gününde tamamlıyor. Biz bu kongrede anne karnından gençlik çağının sonuna uzanan bu en dinamik evreye odaklanıyoruz. İkinci anlamı ise geleceğimizle ilgili. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki bir alanda usta olmak için en az 10.000 saat emek vermek gerekir. Biz henüz o saatleri tüketmeye başlamadık ama bugün burada, o zorlu yola ilk adımı atmaya gönüllüyüz. Gücümüzü Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar’ sözünden alıyoruz. İnsan yaşamının o 10.000 günlük mucizesini korumak ve bilimi ileriye taşımak, yorulmadan yürümeyi göze alan biz genç hekim adaylarının borcudur.” Korkmaz, aylar süren yoğun ekip çalışmasının ürünü olan organizasyona destek veren üniversite yönetimine, Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Pınar Gençpınar’a, tüm hocalara ve salonu dolduran katılımcılara teşekkürlerini sunarak konuşmasını tamamladı.

“Güzel İzmir’in Güzel Öğrencilerine Bir Parça Dokunabilmek En Büyük Mutluluktur”
İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Berktaş, kongrenin açılışında gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Güzel İzmir’imizin güzel öğrencilerine tıp eğitiminde bir parça dokunup onları daha iyiye, daha ileriye götürebiliyorsak bizler için bundan daha mutlu bir an olamaz. Başta değerli mevkidaşım Dekan Prof. Dr. Tuğrul Bulut olmak üzere tüm akademisyenleri kutluyorum. Bu güzel organizasyonun esas aktörü olan, gerek mutfağında çalışan gerekse salonda bulunarak bu bilimsel şölene ortak olan tüm sevgili öğrencilere yürekten başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.

“Burada Kazanılan Pratik Tecrübeler Çok Kıymetli”
İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, İKÇÜ Tıp Fakültesinde 9 yıl boyunca öğretim üyeliği yaptığını hatırlatarak başladığı konuşmasında şunları kaydetti: “İKÇÜ, öğrencilerle birlikte çok güzel işlere imza atıyor. Öğrencilik döneminde bu tarz organizasyonları üstlenmek, düzenleme komitesinde yer alıp bunları tecrübe etmek çok kıymetli. Eğitim ve dersler her zaman alınır ancak pratik hayatta kullanılacak bu tecrübelerin edinilmesi çok değerlidir. Bu tecrübeler sayesinde ileride, 6. sınıfa geldiğinizde kendi mezuniyet törenlerinizi bile hocalarınızla omuz omuza başarıyla organize edeceksiniz. İleride çok güzel anacağınız bu günlerin ve kongrenin başarılı geçmesini diliyorum.”
“Kuracağınız İletişim Geleceğin Sağlık Sistemini Şekillendirecek”
İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün, öğrencilerin ortaya koyduğu bilimsel üretkenliğe dikkat çekerek, “Sizlerin üreticiliği ve verimliliği ileri dönemde sağlık sistemi için çok kıymetli. Burada paylaşacağınız her sunum, birbirinizle kuracağınız her türlü iletişim geleceğin sağlık sistemini şekillendirecek. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyor, verimli bir toplantı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Geleceğe Bu Yaşlarda Başlamak Lazım, Bunu da Kongreler Sağlıyor”
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu da Kongre Eş Başkanı Eda Su Korkmaz’ın kürsü performansına atıfta bulunarak genç hekim adaylarının hitabet gücüne hayran kaldığını belirtti. Doç. Dr. Yamanoğlu, “Bizler ancak 30-40 yaşımızdan sonra topluluk önünde bu şekilde rahat konuşmaya, teknolojiyi tam anlamıyla kullanmaya başladık. Demek ki her şeye o yaşlarda, yani daha bu sıralardayken başlamak lazım. İşte bunu da bize bu tür kongreler sağlıyor. Çok güzel bir işe imza atmışsınız, hepinizi tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Teoriden Pratiğe Zengin Kongre İçeriği
İKÇÜ Tıp Fakültesi’nin gelenekselleşen öğrenci organizasyonu, açılış konuşmalarının ardından hem akademik hem de pratik kazanımlarla dolu yoğun 3 günlük bir programla devam edecek. Kongre kapsamında yer alan “Uzman Görüşleri” oturumlarında alanında yetkin konuklar, tıp dünyasındaki en güncel gelişmeleri ve meslek hayatına dair ufuk açıcı deneyimlerini genç hekim adaylarıyla paylaşacak.
Öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı bulduğu “İnteraktif Atölyeler” ile öğretici uygulama oturumları yapılacak. Ayrıca İKÇÜ Tıp Fakültesi öğrencileri, İTS 101, 201 ve 301 müfredatı kapsamında yıl boyunca büyük bir titizlikle hazırladıkları özgün çalışmalarını “Bilimsel Sunumlar” başlığı altındaki akademik oturumlarda sunarak kürsü deneyimlerini yaşayacak.


İKÇÜ Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesinde “Dekanlık-Öğrenci Buluşması”
1
Çelebili Minikler 23 Nisan’ı Dopdolu Bir Programla Kutladı
224650 kez okundu
2
Türkiye’nin En Genç Kadın Profesörü İKÇÜ’lü
3888 kez okundu
3
İzmir’in En Donanımlı Farazi Mahkeme Salonu İKÇÜ Hukuk Fakültesi’nde Açıldı
2452 kez okundu
4
İKÇÜ Medya Merkezi, Savunma Sanayii Alanında İçerik Üreten Kaner Kurt’u Ağırladı
1493 kez okundu
5
“İKÇÜ Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi İzmir’in Modern Yüzü Olacak”
1303 kez okundu