45,4188$% 0.06
53,3782€% 0.05
6.867,37%-0,18
4.710,08%-0,11
14.779,93%-2,34
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sanat ve Tasarım Fakültesi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü, sanatın felsefi derinliğini varoluşsal sorgulamalarla birleştiren anlamlı bir sergiye ev sahipliği yaptı. Sanat ve Tasarım Çalışmaları Tezli Yüksek Lisans programı öğrencilerinin imzasını taşıyan “İnsan, Zaman, Mekan” başlıklı sergi, sanatseverlerle buluştu
Fotoğraf- Elif Sude Sarıkaya & İrem Sezer
İKÇÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi Temel Sanat Eğitimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sehran Dilmaç’ın küratörlüğünde hazırlanan ve öğrencilerin “Kavram ve Projelendirme” dersi kapsamında geliştirdikleri çalışmaları bir araya getiren serginin açılışı İKÇÜ Sanat Galerisinde gerçekleşti.
İzleyiciyi sadece bir gözlemci olmaktan çıkarıp kendi içsel yolculuğuna davet eden serginin açılışına Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Dilmaç, Sosyal Bilimler Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Cem Çırak ve Doç. Dr. Emine Nilüfer Üstündağ, Ressam Lale Temelkuran, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Genç Sanatçı Dilan Taşkın’dan Etkileyici Açılış Konuşması
Sergi açılışında program öğrencileri adına söz alan Dilan Taşkın, serginin kavramsal derinliğini ve varoluşsal temellerini aktaran etkileyici bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasına Doç. Dr. Sehran Dilmaç ve katılımcıları selamlayarak başlayan Taşkın, “Bu sergi, yalnızca bir araya getirilmiş çalışmalar bütünü değil; insanın zaman ve mekân içerisindeki varoluşuna dair farklı bakışların yan yana geldiği ortak bir düşünme alanıdır. Buradaki her iş, başka bir yerden konuşuyor gibi görünse de aslında aynı sorunun etrafında dolaşıyor: İnsan, yaşadığı dünyada ne taşır, neyi gizler, neyi görünür kılar? Kimi çalışmalar görünmeyen yüklere odaklanıyor. İnsan bedeninin yalnızca fiziksel değil; duygusal, toplumsal ve zihinsel ağırlıkları da taşıdığını hatırlatıyor. Kimi işler, bir pencerenin ardından insanın en kırılgan hâline bakıyor; dışarıdan görülenle içeride yaşanan arasındaki o sessiz eşikte duruyor. Kimileri ise modern yaşamın hızında, metro tünellerinde, kalabalıklar arasında yalnızlaşan bireyin ritmini takip ediyor. Sergide yer alan çalışmalar; rutinlerin içinde sıkışan hayatları, görünmez emekleri, geçmişten taşınan bagajları, kadın bedenine ve kimliğine yüklenen anlamları ya da uykunun içindeki savunmasız ama özgür hâli sorguluyor. Buradaki figürler çoğu zaman bağırmıyor; sessizce var oluyor. Çünkü bazen insanın en güçlü anlatımı, yalnızca devam ediyor oluşudur. “İnsan, Zaman, Mekân” ismi de tam bu nedenle önemli. Çünkü insan, yalnızca bulunduğu yerde yaşayan bir varlık değildir; geçmişini, yüklerini, kırılganlıklarını ve hafızasını da bulunduğu her mekâna taşır. Zaman ise bütün bu izleri görünür kılan sessiz bir tanıktır. Bugün burada bir araya gelen bu farklı anlatılar, aslında hepimizin ortak deneyimlerine dokunuyor. Belki de bu serginin en önemli yanı, izleyiciye kesin cevaplar sunmaması; aksine onu kendi yüküyle, kendi yalnızlığıyla, kendi hafızasıyla karşı karşıya bırakmasıdır. Bu serginin gerçekleşmesinde emeği geçen değerli hocamız ve küratörümüz Doç. Dr. Sehran Dilmaç’a, tüm sanatçı arkadaşlarımıza ve burada bizimle olan siz değerli konuklara teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İnsan’ı Odak Noktası Olarak Belirledik
Yük, Uyku, Eşik, Penceredeki Eşik, Yalnızlık ve Görünmez Bagaj temaları etrafında şekillenen sergi hakkında konuşan Doç. Dr. Sehran Dilmaç, çalışmaların çıkış noktasının “İnsan” kavramı olduğunu belirtti ve sanatçıların bu kavramı zaman ve mekân bağlamında temellendirdiklerini ifade etti. Doç. Dr. Dilmaç, “Sanat ve Tasarım Çalışmaları Tezli Yüksek Lisans programı öğrencilerimizin kavram ve projelendirme dersi kapsamında yapmış oldukları çalışmalarda, ‘İnsan’ kavramını odak noktası olarak belirledik. Arkadaşlarımız bu odağı zaman ve mekân kavramlarıyla temellendirerek kendi özgün bakış açılarını dile getirdiler. Her biri; yük, eşik ve yalnızlık gibi farklı kavramlar üzerinden insan, zaman ve mekân bağlamında derinlemesine çözümlemeler gerçekleştirdi” dedi. Serginin teknik çeşitliliğine dikkat çeken Doç. Dr. Dilmaç, geleneksel yöntemlerin modern teknolojiyle harmanlandığını vurguladı. Seçkide fotoğraf çalışmalarının yanı sıra karma (mixed) medya eserlerin yer aldığını, ayrıca izleyicilerin etkileşimli QR kodlar aracılığıyla videolara erişebileceğini belirtti. Serginin en özel bölümlerinden biri olarak öne çıkan otobiyografi çalışmasına da değinen Doç. Dr. Dilmaç, Ressam Lale Temelkuran’ın “eşikteki kadın” temasını işlediği çalışmasını şu sözlerle anlattı: Burada ünlü sanatçımız Lale Temelkuran hanımefendinin otobiyografik bir çalışması yer alıyor. Kendisi ‘eşikteki kadını’ anlatıyor; hem mutfakta aktif olup hem de o mutfak önlüğünü çıkarmadan atölyesinde sanatını icra eden bir kadının hikâyesini izleyiciyle buluşturuyor. Bu çalışmaya aynı zamanda sanatçının bir belgesel yapımı da eşlik ediyor.”

Sanat ve Tasarım Çalışmaları Tezli Yüksek Lisans programı öğrencilerinin yoğun emeğiyle hazırlanan sergi 11-23 Mayıs tarihleri arasında İKÇÜ Sanat Galerisinde tüm sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

“Açık Mikrofon” Etkinliğinde Sahne Öğrencilerin
1
Çelebili Minikler 23 Nisan’ı Dopdolu Bir Programla Kutladı
220353 kez okundu
2
Türkiye’nin En Genç Kadın Profesörü İKÇÜ’lü
3838 kez okundu
3
İzmir’in En Donanımlı Farazi Mahkeme Salonu İKÇÜ Hukuk Fakültesi’nde Açıldı
2424 kez okundu
4
Çocukluğunun İlk Kütüphanesi Türkiye’nin İlk Agro Kütüphanesi Oldu
1474 kez okundu
5
İKÇÜ Medya Merkezi, Savunma Sanayii Alanında İçerik Üreten Kaner Kurt’u Ağırladı
1464 kez okundu